O korkutucu

LATİNCE#30 ALIŞTIRMALAR(4)

2020.11.26 18:54 Minik_enginar_yemegi LATİNCE#30 ALIŞTIRMALAR(4)

Bugün yine alıştırma hazırladım. Kendinizi sınayın. Yapamadıklarınızı yazın lütfen. Sözlük kullanınız.
Türkçeden Latinceye Açıklama
Karargahın büyük duvarını köleler yıkacak.
Yüce kralımız birçok askeri derhal Galya'ya çağırdı. Galya, Roma'nın bir eyaleti
Bugün İtalya'dan elçi gönderdiler mi?
Kimin işi tamamlanmış?
Acaba patates çorbası mı pişirsem, domates mi? Patatesin çorbası/domatesin çorbası
Komutanın sözlerini söylemeyeceksiniz değil mi?
Beni görebiliyor musun?
Grekya'dan Britanya'ya ne zaman varacağız?
Ey Korkutucu Kral beni bağışla! Salvere fiilini kullanınız.
Sensiz yaşayamıyorum.
submitted by Minik_enginar_yemegi to LatinceTR [link] [comments]


2020.11.20 09:57 Minik_enginar_yemegi LATİNCE#20 SIFATLAR

Bugün sıfatlara giriş yapacağız. Muhtemelen en çok ezber gerektiren yer burası olacak. Sıfatların 3 türü vardır. Biz şimdi birinci türünü göreceğiz. Ama öncelikle "Sıfat nedir?" "Nasıl kullanılır?" bunları anlatayım. Sıfatlar ya isimleri ya da şahısları nitelerler. Latincede sıfatlar nitelediği isimden sonra gelirler. Örneğin sıfatımız Magnus olsun. Magnus "büyük" demek. Murus magnus ise büyük duvar anlamına gelir ve magnus, türkçenin aksine, isimden sonra gelir. Tek başlarınayken aynı türkçede olduğu gibi ismin yerini tutarlar. Magnus:Büyük(olan şey). Peki ismi nasıl nitelerler? İsim; hangi çekimde, hangi cinsiyette ve hangi çoğunlukta olursa sıfat da o çekimde, o cinsiyette ve o çoğunlukta olur. Bu çekimde sıfatlar -us ile biterler. Şimdi çekimlere geçelim.
Hatırlatma
İsimlerin üç cinsiyeti vardır. Bunlar femininum(dişil), masculinum(eril) ve neutrum(nötr)dur.
Singularis için
Örnek sıfat:Magnus
M F N
Nom. Magn-us Magn-a Magn-um
Gen. Magn-i Magn-ae Magn-i
Acc. Magn-um Magn-am Magn-um
Abl. Magn-o Magn-a Magn-o
Dat. Magn-o Magn-ae Magn-o
Voc. Magn-e Magn-a Magn-um
Pluralis için
M F N
Nom. Magn-i Magn-ae Magn-a
Gen. Magn-orum Magn-arum Magn-orum
Acc. Magn-os Magn-as Magn-a
Abl. Magn-is Magn-is Magn-is
Dat. Magn-is Magn-is Magn-is
Voc. Magn-i Magn-ae Magn-a
Sıfat listesi
Latince Türkçe
Bonus İyi
Parvus Küçük
Longus Uzun
Malus Kötü
Bellus Şirin/Sevimli
Verus Doğru
Iratus Sinirli
Novus Yeni
Carus Aziz/Sevgili
Firmus Güçlü
Vastus Boş/Gereksiz
Tremendus Korkutucu
Perfectus Tamamlanmış
Durus Sert
Fatuus Aptal
İgnarus Cahil
Muus Benim
Tuus Senin
Yapılış örnekleri
Diyelim ki "Küçük kız" diyeceğiz. Bunun için kız kelimemize bakıyoruz:Puella Kendisi femininumdur. Bunun için sıfatımız da femininum olacak. Yani parvus değil parva oluyor ve ifademiz "puella parva" olmuş oluyor.
Cümlemiz "Cahil adamın aptal oğlu" olsun. Adam:Vir(eril) ama kendisi yalın halde değil genetivus çekimli halde. O zaman "cahil" sıfatımız da genetivus olur. Yani "Viri ignari" olur. Aptal oğul ifadesi ise Filius fatuus'tur. Sonuç olarak "Filius fatuus viri ignari" olmuş oluyor.
submitted by Minik_enginar_yemegi to LatinceTR [link] [comments]


2020.11.20 02:57 karanotlar PANDEMİ VE RESTORATÖRLER

Bu yazıda pandemi sürecinde bilim insanlarının ‒belki de amaçlarını aşan!‒ söylemleri çoklukla yerel örnekler üzerinden irdelenmeye çalışılacaktır. Tartışmamızın temel argümanını bilim insanı, danışman ya da bilim kurulu üyesi olarak adlandırılan kişilerin genellikle görsel medya aracılığıyla halka seslenirken dile getirdikleri görüşlerin, önerilerin ve çoğu zaman dayatmaların ve bu eylemleri sırasındaki hal ve tavırlarının kapitalist ahlak anlayışının doğrudan ya da dolaylı restorasyonu olduğu vurgusu oluşturmaktadır. Başlıktaki “restoratör” kavramı ile tanımlanan bu bağlamda “bilim insanlarıdır”.
Önce epeyce gerilere giderek bir klasikten alıntı yapalım. 175 sene önce kaleme aldığı İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu adlı çalışmasında, emekçilerin yaşam koşulları ile salgın hastalıkları ilişkilendiren Engels, piyasa egemenliğinin yönlendiriciliğindeki tıbbın işlevini ise “İngiliz emekçi halkı da şimdi kendi zararı, ilaç firmasının büyük kârı için uydurma ilaçları kullanıyor” şeklinde özetler ve devam eder: “Kısacası, bu korkutucu hastalık, bu mesleği yaygın biçimde izliyor, tabii burjuvazinin parasal kazancının daha daha büyümesini de!”
Otoritenin hizmetindeki “bilim” otoritenin meşruiyetinin vazgeçilmez araçlarından birisidir ve bunun en pespaye örneğini bugünlerde görüyoruz.
Kuşkusuz bilginin bir güç aracı olduğunun hissedilmesi-öğrenilmesiyle birlikte bilgi/bilim otorite tarafından egemenlik altına alınmıştır. Yeni bir şey değildir bu durum, neredeyse insanlık tarihi kadar eski. Kapitalizm ise bu durumu içselleştirmiş ve piyasalaştırmıştır. Sektörleşmeyen bilim burjuvazinin sergi salonlarını süsleyen biblolardan başka bir şey ifade etmez. Engels’in 175 yıl önce son derece basitleştirerek söylediği piyasa-tıp bilimi ilişkisi bugün onun dile getirdiğinden çok daha tehlikeli ve bir o kadar da sofistike bir biçimde varlığını sürdürmektedir. Tehlikelidir çünkü üretilen bilgi geçmişe göre çok daha kontrol edilemez, tahmin edilemez bir noktadadır; sofistikedir çünkü bilgi üreticileri ve onların sahiplenicileri (burada otorite) bu bilgiyi çok yönlü kullanma yeteneğindedir; sömürü ve hükmetme!
https://www.teorivepolitika.net/index.php/component/k2/item/919-pandemi-ve-restoratorler
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.11.19 09:14 jkaller Sevgili KGB Halkı

Lan bu ülkenin adaleti bir mafya liderinin ölüm tehdidine ses çıkarmamaktadır. Ne olursunuz bu konuyu dile getiririniz. Kimse söylemesse bu da normalleşmiş olacaktır. Çıktığı yere geri dönene kadar haykırın ki bu mafyacı ve onu destekleyen ve ülküdaşlarından hesap sorulmalıdır. Kim susarsa bilsin ki o mafyanın yanındadır. Ben bir tek burada aktif olduğum için buraya yazıyorum. Siz lütfen bunu unutturmamak için bununla alakalı yazılar ve görseller paylaşın. En azından unutmamış unutturmamış oluruz. Böyle bir şey nerden baksanız korkutucu ve tehlikeli bir şeydir. Şimdi bunu ana muhalefet partisinin bqşındakine yapan sonrasında güçlenince tüm karşıt görüşlülere terör estirebilir. Hiç bir şey yapmasa dahi bu yapacağında iktidar yanındadır. Lütfen susmayın paylaşın unutturmayın. İyi forumlar
submitted by jkaller to KGBTR [link] [comments]


2020.11.16 20:33 Paralor BSU

Nedir bu amk demeden önce bsu abdnin en büyük izci örgütü. Baya taşşaklı. 110 sene önce kurulmuş. Osmanlı bile vardı o zaman o derece. Bugün euronewste haber gördüm bunlar hakkında. Onu yazasım geldi.
Bu örgüte yapılan çocuk istismarı davaları 82.000 ile Katolik kilisesini geçmiş. Geçtiğimiz günlerde iflas etmiş. Örgütün 20 yıllık avukatı 82.000i aştığını açıklamış. Kurbanların yaşları 8 ile 93 arasında değişiyormuş (çocuk istismarı olayında 93ü bende pek anlamadım). Dikkat çeken bir yanıda kurbanların çoğunluğu erkek çocukmuş. Kadın ve kız çocuklar daha azmış.
Bu haberi okuyunca direk aklıma ensar vakfı ve benzerleri geldi, bu konuyada değineceğim.
82.000 baya ciddi bir sayı. Pedofili insanların bu kadar çok olması korkutucu geldi. Gerekli suçlular bulunacakmıdır.
Bir değinmek istediğim yerde bu tür insanların heryerde olduğu. Türkiyede hacı hoca kılığındalar. Abdde izci başı kılığında, avrupada papaz kılığındalar. Bu sorunun çözümü nasıl olacak hiçbir fikrim yok. Gerçekten iğrenç bir durum ve dünyada birçok ülkeyi etkiliyor.
submitted by Paralor to KGBTR [link] [comments]


2020.11.13 18:24 Minik_enginar_yemegi LATİNCE#30 ALIŞTIRMALAR(4)

Bugün yine alıştırma hazırladım. Kendinizi sınayın. Yapamadıklarınızı yazın lütfen. Sözlük kullanınız.
Türkçeden Latinceye Açıklama
Karargahın büyük duvarını köleler yıkacak.
Yüce kralımız birçok askeri derhal Galya'ya çağırdı. Galya, Roma'nın bir eyaleti
Bugün İtalya'dan elçi gönderdiler mi?
Kimin işi tamamlanmış?
Acaba patates çorbası mı pişirsem, domates mi? Patatesin çorbası/domatesin çorbası
Komutanın sözlerini söylemeyeceksiniz değil mi?
Beni görebiliyor musun?
Grekya'dan Britanya'ya ne zaman varacağız?
Ey Korkutucu Kral beni bağışla! Salvere fiilini kullanınız.
Sensiz yaşayamıyorum.
submitted by Minik_enginar_yemegi to KGBTR [link] [comments]


2020.11.10 15:55 BurdurluBuyucu Di mi ama di mi

Porçay buraya da haftalık görevler vermeli mesela bu hafta korkutucu teoriler üretelim.Mesela yani
submitted by BurdurluBuyucu to hakkaten [link] [comments]


2020.11.02 17:25 Minik_enginar_yemegi LATİNCE#19 SIFATLAR

Bugün sıfatlara giriş yapacağız. Muhtemelen en çok ezber gerektiren yer burası olacak. Sıfatların 3 türü vardır. Biz şimdi birinci türünü göreceğiz. Ama öncelikle "Sıfat nedir?" "Nasıl kullanılır?" bunları anlatayım. Sıfatlar ya isimleri ya da şahısları nitelerler. Latincede sıfatlar nitelediği isimden sonra gelirler. Örneğin sıfatımız Magnus olsun. Magnus "büyük" demek. Murus magnus ise büyük duvar anlamına gelir ve magnus, türkçenin aksine, isimden sonra gelir. Tek başlarınayken aynı türkçede olduğu gibi ismin yerini tutarlar. Magnus:Büyük(olan şey). Peki ismi nasıl nitelerler? İsim; hangi çekimde, hangi cinsiyette ve hangi çoğunlukta olursa sıfat da o çekimde, o cinsiyette ve o çoğunlukta olur. Bu çekimde sıfatlar -us ile biterler. Şimdi çekimlere geçelim.
Hatırlatma
İsimlerin üç cinsiyeti vardır. Bunlar femininum(dişil), masculinum(eril) ve neutrum(nötr)dur.
Singularis için
Örnek sıfat:Magnus
M F N
Nom. Magn-us Magn-a Magn-um
Gen. Magn-i Magn-ae Magn-i
Acc. Magn-um Magn-am Magn-um
Abl. Magn-o Magn-a Magn-o
Dat. Magn-o Magn-ae Magn-o
Voc. Magn-e Magn-a Magn-um
Pluralis için
M F N
Nom. Magn-i Magn-ae Magn-a
Gen. Magn-orum Magn-arum Magn-orum
Acc. Magn-os Magn-as Magn-a
Abl. Magn-is Magn-is Magn-is
Dat. Magn-is Magn-is Magn-is
Voc. Magn-i Magn-ae Magn-a
Sıfat listesi
Latince Türkçe
Bonus İyi
Parvus Küçük
Longus Uzun
Malus Kötü
Bellus Şirin/Sevimli
Verus Doğru
Iratus Sinirli
Novus Yeni
Carus Aziz/Sevgili
Firmus Güçlü
Vastus Boş/Gereksiz
Tremendus Korkutucu
Perfectus Tamamlanmış
Durus Sert
Fatuus Aptal
İgnarus Cahil
Muus Benim
Tuus Senin
Yapılış örnekleri
Diyelim ki "Küçük kız" diyeceğiz. Bunun için kız kelimemize bakıyoruz:Puella Kendisi femininumdur. Bunun için sıfatımız da femininum olacak. Yani parvus değil parva oluyor ve ifademiz "puella parva" olmuş oluyor.
Cümlemiz "Cahil adamın aptal oğlu" olsun. Adam:Vir(eril) ama kendisi yalın halde değil genetivus çekimli halde. O zaman "cahil" sıfatımız da genetivus olur. Yani "Viri ignari" olur. Aptal oğul ifadesi ise Filius fatuus'tur. Sonuç olarak "Filius fatuus viri ignari" olmuş oluyor.
submitted by Minik_enginar_yemegi to KGBTR [link] [comments]


2020.10.26 20:10 xhyer Bir Garip Terör Olayı

Bir Garip Terör Olayı
Amerika 3 gün önce vatandaşlarını güvenilir kaynaklar doğrultusunda terör saldırısına karşı uyardı.
İskenderun'da yaşanan çatışma yol kontrol sırasında arabanın durmaması sebebiyle oluyor.
Komploya gerek yok ama Türkiye terör konusunda bu kadar sessizken Amerika'nın bunu 3 gün önceden ciddi bir şekilde vatandaşlarını uyarması garip.
Eğer bu insanlar etkisiz hale getirilmeseydi nasıl bir olay bizi bekliyor olacaktı çok korkutucu.(2 kişiden biri hala firarda)
https://preview.redd.it/66yoptmemhv51.jpg?width=855&format=pjpg&auto=webp&s=da3d8ff49d74e9f0f1925f607899f4a8aff08a5f
submitted by xhyer to KGBTR [link] [comments]


2020.10.24 20:18 hdbilisim Adana Oto Kiralama Şirketleri Adana Rent A Car

Adana Oto Kiralama Şirketleri Adana Rent A Car

Adana Araç Kiralama

Adana oto kiralama firmaları; Adana'da araç kiralamak, en iyi araçları en iyi fiyatlarla almak demektir. Size piyasadaki en uygun fiyatlardan bazılarını sunduğumuzda, bu, daha düşük bir araç alacağınız anlamına gelmez. Adana oto kiralama şirketleri ile, mümkün olan en düşük fiyatlara en yüksek oranlı bir araba kiralayacağınıza güvenebilirsiniz. Aynı zamanda saatlik araç kiralama, günlük araç kiralama, haftalık araç kiralama, aylık araç kiralama kampanyalarımızdan faydalanabilirsiniz.

Adana oto kiralama şirketleri

Adana Mini Van Minibüs Kiralama

Bir grup veya aileyle seyahat ediyorsanız, bir yolcu minibüsü veya minivan kiralamayı düşünün. Çok sayıdaki van seçeneklerimizden birini kiraladığınızda, tek araçta 15 kişiye kadar güvenle taşıyabilirsiniz.

Adana Tek Yön Araç Kiralama

Adana'ya uçuyorsanız, ancak eve dönmeden önce başka bir şehre gitmeniz gerekiyorsa, tek yönlü bir araç kiralamayı düşünün. Tek yönlü bir kiralama ile, Adana'daki kiralık arabalarımızdan birini alıp ülke çapındaki herhangi bir Budget lokasyonuna iade edebilirsiniz.

Adana SUV Araç Kiralama

Hem yolcu hem de kargo alanı için yeterli miktarda Adana SUV'larından birini kiralayın.

Adana Uzun Dönem Araç Kiralama

Adana oto kiralama şirketi olarak uzun süreli araç kiralama alarak Adana'da uzun süreli konaklamalarda tasarruf edin. Uzun süreli bir araç kiralama ile, aracınızı kiraladığınız süre ne kadar uzun olursa, o kadar çok tasarruf edersiniz. Ve on bir aya kadar uzun vadeli kiralama alabilirsiniz!

Adana Lüks Araç Kiralama

Adana lüks araç kiralama iste r biraz kaslı bir araba isteyin, isterse sadece deri koltuklar ve fazladan diz mesafesi olsun, sizin için lüks bir aracımız var. Daha tatlı sürüşlerimiz arasında BMW, Mercedes, Chevrolet Corvette, Jaguar F-Type Coupe ve Dodge Charger bulunuyor.

Adana lüks araç kiralama

Adana Havaalanı Oto Kiralama

Adana havaalanı oto kiralama şirketleri ile Şakirpaşa havalimanında aracınız hazır olsun!

Adana şakirpaşa havaalanı oto kiralama şirketleri
Adana oto kiralam şirketi il kiralık aracı aldığınızda verimli bir şekilde dolaşmak için güvenilir ulaşımın olması önemlidir. Sakinleri bunu biliyor ve ziyaretçiler çok çabuk öğreniyor. Şehri ziyaret edenler için görülecek ve yapılacak çok şey var. Adana rent a car birkaç ilçeye bölünmüştür ve her birinde çeşitli turistik yerler, oteller ve restoranlar bulunmaktadır. Bir ilçeden diğerine taksiyle ulaşım, yolculuk başına kolayca 100 dolardan fazla tutabilir. Toplu taşıma daha ucuzdur, ancak o kadar fazla zaman alır ki ziyaretçiler genellikle seyahatlerinin çoğunu otobüs veya metroda geçirirler. Kişisel ulaşım ile gezi listesindeki her noktayı kontrol etmek mümkündür. Adana'da kiralık araç ile yolculuk zaman aldığından araç kiralamak önemlidir. Neyse ki, ziyaretçilerin GPS sistemli bir araba kiralama seçeneği var, bu nedenle Büyük Elma'da kaybolma konusunda endişelenmenize gerek yok.
Birlikte çalışmak için bir araba kiralama şirketi seçmek, göz korkutucu bir görev gibi görünebilir. Adana rent a car şirketleri yardım etmek için burada. Adana araba kiralama için internette arama yaparak saatler harcamanıza gerek yok. Böyle bir araştırma pek çok sonuç getirecek olsa da tüketici dostu bir firma ile çalışmak önemlidir. Adana araç kiralama firmaları, iyi bir araç seçimi ve aralarından seçim yapabileceğiniz en düşük fiyatlar sunmaktan gurur duyar. Sitenin basit arama aracı ile, istenen seyahat tarihleri ​​için hangi kiralık araçların müsait olduğunu görmek sadece birkaç saniye sürer. Birkaç basit fare tıklamasıyla rezervasyon yapılabilir. Adananın en iyi oto kiralama firması, uygun rezervasyon hizmeti sunmanın yanı sıra en iyi fiyatları sunuyor. Bazı rezervasyon siteleri ve kiralama şirketlerinin resmi Web sitelerinin çoğunun fiyatları daha yüksektir.
Bırakın Adana ucuz araç kiralama şirketi en iyi fırsatları bulmanın zor işiyle ilgilensin. Araç seçme konusunda yardım için, telefon, Skype veya canlı sohbet yoluyla dost canlısı bir personel ile iletişime geçin. Adana oto kiralama şirketleri arasında nazik ve hızlı hizmet sunmaktan gurur duyar. Tüm sorulara açığız, bu nedenle lütfen bir müşteri hizmetleri temsilcisiyle iletişime geçmekten çekinmeyin. Seyahat planlamak sıkıcı bir iş olduğundan, Adana rent a car güvenilir ulaşım bulmanın basit bir süreç olması gerektiğini düşünüyor. Yolcuların endişelenmesi gereken tek şey, hangi araç türünü seçecekleridir. Adana oto kiralama konusunda, müşterilere her tür araba, kamyon, SUV, kamyonet ve lüks araca erişim sağlar. Bütçesi kısıtlı ziyaretçiler için harika seçenekler olan birkaç yakıt dostu araç seçimi de vardır. Adana rent a car şirketi, müşterilerine en düşük kiralama fiyatları sunmanın yanı sıra ek indirimler de sunuyor. Büyük şirketler promosyon kuponları ve ücretsiz ürünler sunduklarında, Adana araba kiralama bunları bulur. Bu fırsatlar sitede sürdükleri sürece mevcuttur. Adanada araç kiralama arayarak zaman kaybetmek yerine, bırakın Adana oto kiralama şirketi işi sizin için yapsın.
Adana kiralık araba istasyonu, çok özel bir hizmet yelpazesine sahip bir Adananın en gelişmiş araç filosuna sahip şubesidir. Ayrıca sizin için küçük ve büyük kamyonlarımız var, örneğin bir Mercedes Vito. Rezervasyon sırasında yalnızca araç kategorisini garanti edebileceğimizi unutmayın.

Adana ucuz araba kiralama ve minibüs kiralama

Adana oto kiralama ile seyahat bütçenizi çeşitli şekillerde kaydedebilirsiniz. Adana Araç kiralama firması bir yandan yakıt tüketimi düşük araçlara büyük önem verirken, diğer yandan kiralama yaparken zaten tasarruf etme imkanına sahipsiniz. Örneğin rezervasyonunuzu çevrimiçi yaparsanız, her zaman en son fırsatlardan yararlanabilirsiniz. Ayrıca aracınızın tam kira bedelini peşin öderseniz de fiyat indirimi alacaksınız.

Adana'da minibüs araç kiralama

Büyük mobilya parçalarını taşımak isteyip istemediğinize veya ticari amaçla bir minibüse ihtiyacınız olduğuna bakılmaksızın: onu Adana oto kiralama ile bulacaksınız. Tabii ki, güçlü minibüsler hobiler ve eğlence için de idealdir. Bahçe işleri için büyük spor malzemeleri, malzemeleri veya aletleri için yeterli alan sunarlar. Çeşitli boyut sınıflarındaki panelvanlar ve Sprinters güvenilirdir ve sıkı bir bakım programına tabidir. Adana minibüs kiralama hakkında daha fazla bilgi edinin .

Adana minibüs vito kiralama

Çok çeşitli kiralık araçlar

Adana yeni 2021 model kiralık araçlar, her durum için ideal bir kiralık araca sahiptir. Örneğin, standart bir kiralık arabada en fazla beş kişi konaklayabilir. Ancak bir sonraki aile kutlaması veya iş arkadaşlarınızla bir gezi için dokuz kişiye kadar ağırlayabilen büyük bir minibüs kiralayabilirsiniz. Adana oto kiralama firmaları ile SUV'leri ve arazi araçları sağlam ve güçlüdür. Doğaya bir sonraki geziniz için ideal koşulları sunarlar. Kurumsal SUV'lar hakkında daha fazla bilgi edinin .
Türkiye' nin en büyük şehirlerinden biri olan Adana, modern, çok kültürlü metropollerden engebeli kayalık manzaralara, geniş ormanlar ve kuzey kıyılarında beyaz kumlu plajlara kadar çok çeşitli bölgesel spesiyaliteler sunmaktadır. İster bir şehir molası, ister uzun süreli bir rahatlama ve macera tatili planlamış olun: Adana Kiralık bir araba ile konaklamanızı özel bir deneyime dönüştürmek için tam konforun ve esnekliğin tadını çıkarabilirsiniz.

Adana'da ucuz kiralık araba bulmama nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Adana'daki en iyi araç kiralama şirketlerinin tümü ile çalıştığımız için, sadece kendiniz için veya tüm aileniz için tek bir gün veya bütün bir ay için araba kiralayın, kiralamanızda size büyük tasarruflar sunabiliriz. Adana oto kiralama şirketleri üzerinden Adana'da araba kiralama ararken, aramanızı en ucuz arabaların ilk sırada görünmesi için sıralayabilirsiniz.

Adana içinde en iyi araç kiralama şirketleri hangileridir?

İnsanlar "en iyi" nin ne anlama geldiği konusunda hemfikir olmayabilir, ancak biz size doğru kararı vermeniz için bilmeniz gereken her şeyi anlatmak için buradayız.
Peki bir kiralamada aradığınız en önemli şey nedir? Tezgahta yardımcı hizmet? Havaalanında karşılama mı? Dolu ila Dolu yakıt politikası? Bakımlı, lekesiz bir araba mı? Yoksa en büyük faktör fiyat mı?
Aradığınız ne olursa olsun, tüm ayrıntıları Arama Sonuçları sayfamızda bulacaksınız. Başkalarının her şirketin iyi ve kötü yanları hakkında neler söylediğini öğrenmek için derecelendirmelere ve incelemelere göz atmayı unutmayın.
En iyi ipucu: Aramanızda ince ayar yapmak için Arama Sonuçları sayfamızdaki filtreleri kullanın, böylece yalnızca tüm kutuları gerçekten işaretleyen arabaları görürsünüz.

Ekonomi İlk İsmimizdir

En önemli önceliklerimizden biri, sunduğumuz her paketi müşterimizin tam ihtiyaçlarına göre ayarlamaktır. Her zaman ihtiyaçlarınıza göre deneyiminizi geliştirebilecek ve tatillerinizden veya iş seyahatinizden en iyi şekilde yararlanmanıza yardımcı olacak çeşitli seçenekler sunuyoruz.

Adana'da oto kiralama konusunda Güvenli Ve Kolay Rezervasyon Yapın

Akıllı rezervasyon motorumuz, ihtiyaçlarınıza uygun en iyi fiyatı, araba kategorisini, ekstraları, özel teklifleri ve indirimleri arar. Bugün yalnızca küçük bir ön ödeme ile güvenli bir şekilde çevrimiçi rezervasyon yaptırabilir ve geri kalanını masaya vardığınızda ödeyebilirsiniz!

Adana Şakirpaşa Havalimanı'nda araba kiralama Adana oto kiralama ile çok kolay.


Adana şakirpaşa havalimanı araç kiralama
Adana havaalanı oto kiralama konusunda güler yüzlü hizmet, yeni arabalar ve düşük fiyatlar günlük teklifimizin bir parçasıdır. İster iş ister eğlence için bir araba kiralamak isteyin, ister bir arabaya ister bir minibüse ihtiyacınız olsun, Adana oto kiralama sizin için Şakirpaşa Havalimanı kiralık araca sahiptir.
Adana oto kirakama, araç kiralama acentesi olan Adana rent a car airport hizmetinizde olmaktan mutluluk duyar. Her zaman yanınızda ehliyet, geçerli bir kredi kartı ve ek kimlik belgesi (yurt dışından kiralıyorsanız pasaport gibi) getirmeyi unutmayın.
Adana oto kiralama şirketi olarak, araç kiralamanın çevresel etkilerini anlıyoruz. Bu nedenle, bir sürdürülebilir geliştirme programını hevesle benimsedik ve Şakirpaşa airport sertifikalı taahhütlere sahip ilk araba kiralama şirketi olmaktan gurur duyuyoruz.

Kurumsal koronavirüs salgını sırasında oto kiralama faaliyete devam ediyor mu?

Evet. Kurumsal, kritik ulaşım ve kişisel mobilite ihtiyaçlarını karşılamak için mevcut olan temel bir hizmet oyuncusudur. Bir araca ihtiyaç duyanlara yardım etmek ve acil servisler, kamu hizmetleri, lojistikçiler ve yerel makamlar dahil olmak üzere ön saflarda müdahale ekiplerini malları, insanları taşıma çabalarında desteklemek için varız. ve bu küresel sağlık krizi sırasında temel hizmetler. Bağlı kalıyoruz ve dolaşmanıza yardımcı olmaya hazırız.

Mevcut kiralama süreci nasıl gidiyor?

Adana araba kiralamak için hem müşterileri hem de çalışanları korumak adına araç kiralama sürecimizi değiştirdik. adana oto kiralama acentesi içerisine müşteri akışını önlerken, sosyal mesafeye saygı duymak ve ihtiyaçlarınıza hızlı cevap vermek için müşterilerimize mümkün olduğunca acente otoparkında hizmet veriyoruz.
Tarifelerimiz, bir sonraki geziniz için ihtiyacınız olan her şeyi içerir. Arabayı bir gün, hafta sonu, bir hafta veya daha uzun süre kiralamak isteyip istemediğiniz önemli değil - bizimle iyi bir fiyat-performans oranı garanti edilmektedir. En sevdiğiniz saati, yeri ve aracı seçin ve rezervasyonunuzu çevrimiçi olarak kolayca tamamlayın. Stres yok ve gizli ücret yok.
Adana Ucuz Araç Kiralama
Adana Lüks Araç Kiralama
Adana Otomatik Vites Araç Kiralama
Adana Jeep Kiralama
Adana Minibüs Kiralama
Adana Şoförlü Araç Kiralama
Adana Vip Transfer
Adana Havaalanı Oto Kiralama Hizmeti
  • Aladağ otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Ceyhan otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Çukurova otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Feke otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • İmamoğlu otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Karaisalı otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Karataş otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Kozan otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Pozantı otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Saimbeyli otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Sarıçam otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Seyhan otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Tufanbeyli otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Yumurtalık otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Yüreğir otomatik vites araç kiralama Şirketi
  • Aladağ Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Ceyhan Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Çukurova Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Feke Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • İmamoğlu Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Karaisalı Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Karataş Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Kozan Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Pozantı Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Saimbeyli Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Sarıçam Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Seyhan Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Tufanbeyli Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Yumurtalık Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Yüreğir Lüks Araç Kiralama Şirketi
  • Aladağ Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Ceyhan Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Çukurova Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Feke Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • İmamoğlu Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Karaisalı Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Karataş Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Kozan Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Pozantı Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Saimbeyli Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Sarıçam Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Seyhan Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Tufanbeyli Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Yumurtalık Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Yüreğir Ucuz Oto Kiralama Şirketi
  • Aladağ Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Ceyhan Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Çukurova Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Feke Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • İmamoğlu Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Karaisalı Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Karataş Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Kozan Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Pozantı Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Saimbeyli Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Sarıçam Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Seyhan Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Tufanbeyli Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Yumurtalık Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Yüreğir Havaalanı Oto Kiralama Şirketi
  • Aladağ Havaalanı Transfer Şirketi
  • Ceyhan Havaalanı Transfer Şirketi
  • Çukurova Havaalanı Transfer Şirketi
  • Feke Havaalanı Transfer Şirketi
  • İmamoğlu Havaalanı Transfer Şirketi
  • Karaisalı Havaalanı Transfer Şirketi
  • Karataş Havaalanı Transfer Şirketi
  • Kozan Havaalanı Transfer Şirketi
  • Pozantı Havaalanı Transfer Şirketi
  • Saimbeyli Havaalanı Transfer Şirketi
  • Sarıçam Havaalanı Transfer Şirketi
  • Seyhan Havaalanı Transfer Şirketi
  • Tufanbeyli Havaalanı Transfer Şirketi
  • Yumurtalık Havaalanı Transfer Şirketi
  • Yüreğir Havaalanı Transfer Şirketi
  • Aladağ minibüs kiralama firması
  • Ceyhan minibüs kiralama firması
  • Çukurova minibüs kiralama firması
  • Feke minibüs kiralama firması
  • İmamoğlu minibüs kiralama firması
  • Karaisalı minibüs kiralama firması
  • Karataş minibüs kiralama firması
  • Kozan minibüs kiralama firması
  • Pozantı minibüs kiralama firması
  • Saimbeyli minibüs kiralama firması
  • Sarıçam minibüs kiralama firması
  • Seyhan minibüs kiralama firması
  • Tufanbeyli minibüs kiralama firması
  • Yumurtalık minibüs kiralama firması
  • Yüreğir minibüs kiralama firması
  • Aladağ SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Ceyhan SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Çukurova SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Feke SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • İmamoğlu SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Karaisalı SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Karataş SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Kozan SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Pozantı SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Saimbeyli SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Sarıçam SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Seyhan SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Tufanbeyli SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Yumurtalık SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Yüreğir SUV Jeep Kiralama Hizmeti
  • Aladağ Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Ceyhan Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Çukurova Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Feke Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • İmamoğlu Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Karaisalı Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Karataş Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Kozan Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Pozantı Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Saimbeyli Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Sarıçam Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Seyhan Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Tufanbeyli Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Yumurtalık Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Yüreğir Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti
  • Aladağ Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Ceyhan Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Çukurova Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Feke Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • İmamoğlu Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Karaisalı Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Karataş Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Kozan Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Pozantı Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Saimbeyli Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Sarıçam Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Seyhan Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Tufanbeyli Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Yumurtalık Vip Araç Kiralama Hizmeti
  • Yüreğir Vip Araç Kiralama Hizmeti

Adana kiralık Citroen Elysee Benzinli Manuel fiyatları

Adana Peugeot 301 Benzin Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık Fiat Linea Dizel Manuel fiyatları

Adana Citroen Elysee Dizel Manuel kiralama fiyatları

Adana Peugeot 301 Dizel Manuel kiralama fiyatları

Adana Dacia Duster Dizel Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık aile aracı Dacia Lodgy Dizel Manuel 5 Kişilik kiralama fiyatları

Adana kiralık Hyundai Accent Blue Dizel Otomatik kiralama fiyatları

Adana kiralık Renault Megane Dizel Otomatik fiyatları

Adana kiralık Fiat Linea Benzin Manuel fiyatları

Adana Dacia Duster Otomatik Dizel araç kiralama fiyatları

Adana kiralık Dacia Lodgy Dizel Manuel 7 Kişilik aile aracı kiralama

Adana kiralık Peugeot 3008 Dizel Otomatik kiralama fiyatı

Adana kiralık Renault Symbol Dizel Manuel fiyatları

Adana Renault Clio HB Benzinli Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık Renault Symbol Benzin Manuel fiyatları

Adana kiralık araç Dacia Sandero Benzin Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık Fiat Egea Dizel Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık Fiat Fiorino Dizel Manuel kiralama fiyatları

Adana kiralık Citroen C3 Benzin Otomatik kiralama fiyatları

Adana kiralık Volkswagen Passat Dizel Otomatik araç kiralama fiyatları

Adana kiralık Peugeot 5008 Dizel Otomatik 7 Kişilik araç kiralama fiyatları

Adana kiralık BMW 3.20 Dizel Otomatik araç kiralama fiyatları

Adana kiralık BMW 5.20İ Benzin Otomatik oto kiralama fiyatları

submitted by hdbilisim to u/hdbilisim [link] [comments]


2020.10.12 12:45 KiminNickiBu Kuran Mucizeleri (!)


Zariyat 47den başlayalım.Zariyat 47yi mucize olarak gösteren arkadaşlar,Zariyat 47den 2 ayet sonrasında sonsuz ilim sahibi olan bir Tanrının bakterilerden,Virüslerden haberi yok?ilk çevirisi ise "Biz Göğü Kudretimizle bina ettik,Şüphesiz biz Genişlik ve Kudret sahibiyiz." olmasına rağmen Genişlik yerini Genişleticiyiz olarak değiştirmişlerdir.Hatta onu genişleticiyiz diye çevirmişlerdir fakat Ayet de onu zamiri bulunmamaktadır.
Hadid 25teki indirdik kelimesi uzaydan indirmek veya başka bir anlamda söylenmemiştir. A'râf Suresi 160.Ayette "onlara kudret helvasıyla bıldırcın eti indirdik" sözü geçer.Yani indirmek kelimesi o anlamda söylenmemiştir.
Neml 88de Dağların bir bulut gibi hareket ettiği söylenir.Lakin Hicr 19da Dağların Sabit olduğu söylenir.
Furkan 53ü ve Rahman 19 20yi Mucize olarak gösterenler zaten okuduğunu anlamıyordur.Furkan 53te bir suyun tatlı ve susuzluğu giderici,Diğerinin ise acı ve tuzlu olduğu söylenir.Fakat sorum şu ki,İçerisinde Tatlı su bulunan denizin adı nedir?
Yasin Suresi 40.Ayette Gözlemlenerek anlaşılabilecek birşey söz konusu zaten.

şimdide çelişkilere gelelim.
Kuranda Allah 99 ismim var bunu ezberleyin der fakat 99 isminden Sadece Hayy,Kayyum,Rahman,Rahim gibi isimleri görürüz?
Namaz kılın Diyor nasıl namaz kılacağımız yok?
Tarık suresi 6-7.Ayette bizi bizden iyi bilen Allah,Spermin nereden çıktığını bilmiyor.
Muhammed 4 Tevbe 5 üstüne konuşmaya gerek yok.Yüzeysel olarak hoşgörü dini.
Zariyat 49 bakterilerden haberi olmayan bir Tanrı
Ahzab Suresi 50.Ayetten Kuranı kimin yazdığı gayet belli oluyor
Sadist Tanrı.Savaşa teşvik ediyor ( (Bakara: 190-193-216-244), (Ali İmran: 166), (Nisa: 71-72-76-84), (Enfal: 17-39-65), (Tevbe: 14-15-46-111-123), (Hac: 39), (Ahzab: 18-19), (Muhammed: 20), (Fetih: 11-16)
Enfal Suresi 65-66.Ayet Allah baktı uhud kaybediliyor geri vites yapmış.
Cehennem azabı gerçekten korkutucu değil mi müslüman kardeşlerim?Lakin ben Muhammed 4 ve Tevbe 5 ayetlerinin bulunduğu,Peygamberinin 9 yaşında adet görmemiş kızla evlendiği ve 7 tane eş aldığı ve Evlatlığının karısına göz koyduğu,Esma Bint Mervan hikayesi gibi şeylerin bulunduğu dinde olmayı midem kaldırmıyor.
submitted by KiminNickiBu to AteistTurk [link] [comments]


2020.10.05 18:06 ArsenicW Kırmızı Oda

Bir başka yarındı bugüne uyandığı. Çalar saatin o’nda takılı kalması, durdurmuştu on’da zamanı. Susturmuştu odanın duvarlarında yaşamakta olan haykırışları, her biri başka bir insanın yankısı, başka bir geleceğin sanrısıydı. Hazırlamalıydı kendini, ‘’Bugün büyük gün!’’ diyerek kaldırmalıydı bedenini ve çeki düzen verilmiş olmalıydı hisleri. Histeri bir şekilde de olsa terketmeliydi kimliği, bu kez başka biriymiş gibi davranmalı, uzaklaşmalıydı. Gandhi’nin öldüğü sene, Polaroid çıkartırken ilk şip şak makinesini, bunun bir mucize olduğunu tekrardan yinelemeliydi dudakları; tarihte ilk kez bir kamera, fotoğrafları anında basabiliyor, yakalıyordu zamanın ritmini, unutmana izin vermiyordu ne de olsa her şeyi. Sağ omzunu dolabın yanındaki odaya çevirdiğinde çehresi; koyu perdelerin içerisinden sızmayan parıltı, gölgelendiriyordu her bir kareyi, odanın kapısı altından vuruyordu loş ışığın rengi:
Kırmızıydı, kızıla çalan, çatlamış bir dalga boyu; akıyordu anılarından, pıhtılaşıyordu odada ve yıkanıyordu günahlarla. Küçük yaşta başlamıştı kana olan susamışlığın ızrarı aslında. Cumhuriyet Köprüsü’nün epey uzağında, Tavşantepe’de atılan adımlar yoruyordu yokuş yukarı. Küçük adımları vardı kadının; sırtını örten saçlarından salınan güneşin parlaklığı ve hayaller kurduracak kadar gerçek bir gülümsemenin hatları. Göz kapaklarında saklanan ışığın sokakları aydınlatması ve dağıtıyor olmasıydı karanlığı. Cennet ve cehennemi aynı anda yaşatan varlığı ve inançsız bir kimse için Tanrı’nın ispatı gibiydi getirdiği baharı. Yalnız hep kıştı onun için hayatı ve kıyısında yer alıyordu bir dehlizin, uzuyordu gözlerinde.
Aralandığında kapakları o günde, ‘’Değiştim,’’ diyerek uzanıyordu öğütülmüş kahve çekirdeklerine. O esnada duvardaki rafların en ulaşılmaz köşesinde, George Dickel bakıyordu şişeden, kömür filtrelerinden dökülüyordu Tennessee nehrine. Bir kez göz göze gelmelerinin ardından, çevirdi başını pencereye ve eline aldığı fincanı götürdü dudaklarına yeniden. Sıhhiye metrosu geçiyordu; raylardaki titreşim sarsıyordu daireyi, dün uyandığında Maltepe peronları çarpıyorken gözüne, kapalı bir hava, bulutlu bir gök yüz sıkmıştı elini tanışmak istercesine, dercesine idi bu yüzden tüm gelgitler. Yirmi dokuzunca ayetinde o surenin, birlikteydi kadının adı ve o eşsiz gürültüsüyle gökler. Galena kutusunda yer alan neşter ve yanı sıra bisturi uçları zeminde. ‘’Ardımda bırakmamalıyım,’’ dedi öncesinde, bir gece ötesinde gördüğü rüyayı aklına getirdiğinde, o kapının açılmaması gerektiğini biliyordu içten. Nevroz sarıyorken kaygıları, sahnelendi zihninde en köhne köşeye bırakılmış rüyanın kalıntıları. Bir hıçkırık sesine uyanıyordu üçü geçtiğinde yelkovan ve akrep yeni tamamlıyordu zodyağı. Vega boğulurken eflatuna, kaldırıyordu bedenini yatağı, yaklaşıyordu yüzü tavana, çevrilmiyordu sağa ya da sola. Kırmızı odanın eşiğinden, çürümüş et kokusuyla beraber akıyordu kanlar. Hıçkırık sesi bir uğultu halini almıştı o an; bir kaç yıl önce kaybettiği teyzesi, babası ve halası gelmişti aklına. Sadece biri olsa da gözyaşlarında, başka bir boyuttan yardım alabileceğini düşünmüş olabilirdi bakıldığında. Kıpırdayamıyordu, bir halatla bağlanmış gibiydi limana, havada asılı duran bedeni hareket edemiyordu. Bir güç çevirerek yüzünü, bir yanardağdan yayılan lavlar gibi ilerleyen kanın koyuluğuna bakmasını istiyordu. O esnada boynundaki kıkırdak dokunun sesini dahi hissetmişti, bir reçel kavanozunun döndürülerek açılıyor olmasındaki tınıya benzerdi. Bir kaç amperdi, vücudundaki akımın şiddeti, içindeki korku ile büyüyor, büyüdükçe de küçülüyordu gözleri, bakmak istemiyordu daha fazla. Aynı güç buna da engel olmalıydı ki, pıhtılaşmış kan yükselerek bir yüz halini alıyor ve gözlerini ayıramıyordu ondan. Tanıdıktı adam; belirmekte olan sima yabancı değildi asla. ‘’Seni tanıyorum,’’ demeye kalkıştığında, henüz çözünmemişti dudakları ve gürültü eşliğinde yerçekimi çalışmaya başlamış, düşmüş, kapaklanmıştı yüzü koyun halıya, kan banyosundan farksızdı dört duvar. Ayağa kalkmak istemişti, zemin o kadar kaygan olmalıydı ki, yalnız birkaç başarısız girişimdi denediği. Esnemekteydi kemikleri, bir epilepsi hastası gibi gerilmekte olan vücudu, sersemletmişti hisleri. Difteri olmuşçasına güçlük çekiyordu yutkunmakta ve lenf bezleri şişkin, konuşamıyordu asla. Çıkmalıydı kabustan; bu eski yapıdaki apartman dairesinden çıkmanın tek yolu koridora açılan kapı olmasına rağmen, kırmızı oda aralanıyordu o esnada, artıyordu çığlıklar zihninin kalabalık ortamlarında. Bir bütün halini alan kan parçacıkları, gördüğü sima dışında bir bedene bürünüyordu o an. Uyanmalıydı; vitrinin üzerindeki ayna yere düştüğünde irkildi önce, kesik bir parçayı eline aldığında ise aklını kaybedecek gibi hissetti kendisini göremeyince. Ardında yükselen bir beden ve aynada gördüğü bir başkası, ona ait olan hiçbir şey yoktu o rüyada, başka bir aklın çıkmazı olmalıydı bu yansıma.
Çıkardı, attı o geceyi kafasından; bisturi parçalarını toparladı önce, özenle yerleştirdi kutusuna. Düzenledi nevresim takımını ardında ve kırmızı odanın asma kilitini kontrol etti tekrardan. Amerikan mutfağın üzerinde yer alan fincan ve kupaları yerleştirdi yerine ve koridora açılan kapıya dokunduğunda, son kez baktı geriye. Her şey tamamdı, çıkardı bedenini daireden ve uzandı güneşin yakıcı nefesine.
Ardında anahtarlar temas etti kapının kilidine, aralandı geceye, içeri uzandı adamın bedeni ve sert bir biçimde kapattı kapıyı. George Dickel’ı aradı gözleri, bulduğunda bir kadeh, kullanmayı bile düşünmedi. Acılığı hissetti içinde, yanmayı; yakılmayı düşledi ertesinde, toprağın üzerine örtülmesinden, yavaşça çürüyecek olmasındansa, alevin maviliğinde parlamalı, erimeliydi. Tükeniş bir okyanusun derinliğinde olsa da, boğulmaktansa ateşlerin içerisinde olmayı yeğledi. Gözleri aradı neşteri, bulamıyorsa da nereye koyduğunu, aramak için onu üşendi. Bakındı etraflıca, ‘’Ay bu gece daha parlak,’’ diyerek kapattı perdeyi, pencerenin eşiğinden ise rüzgar fısıldıyordu adeta ve rahatsız ediyordu düşünceleri. Düşleri bir yandan, düşledi kadını o anda. Asma kilide takıldı gözleri, ‘’Garip şeyler oluyor,’’ diyerek kaldırdı bedenini, birkaç uğraş ile açmayı denedi. Luka yedide bahsedilirdi ve dirilmişti biri, Ra’d suresinde de anlatıyordu diyerek, kadının anahtarı nereye koyabileceğini düşündü sesli, bir sinir harbinin ötesinde, kadının bu denli grift olmasınaydı sözleri. Özveri, özünde sahip olduğu bir nitelik değildi, kaçışların ve tembelliğin izlerini taşırdı adamın zihni. Gizli de değildi; kırmızı odanın içerisinde yer alan ilahi gücü hissetmişti. Bir yaşamı ellerinde tutuyor olmak, önce Tanrı’yı yaratmak ve ardında yok etmek hepsini. Göz kapağının üzerinden beyne ulaşarak, söküp çıkarmak ilahi kudreti, fikirleri ve kimliği. Limbik lobun içerisinde yer alan tüm o zayıflığı köreltmek ertesi. Bu yüzden açılmalıydı o kapı ve bu sebeple bulmalıydı anahtarı. İlk doğduğu gece canlanırken zihninde, asla vazgeçmemeli, bırakmamalıydı doğuşları.
Şahit olmuştu; bir Ekim gecesinde ıssızdı sokağı, yanmıyordu lambaları ve ıslaktı kaldırımları. Siyah puantiyeli eteğin üzerinden, tunik bir gömlek salınıyordu adamın. Kaçınıyordu sorulardan; yanında otuzlarında bir genç, gecelerin ne denli korkutucu olduğundan bahsediyordu ona. O sıra, evin hemen sokağın sonunda olduğunu belirtmiş ve bir kahve eşlik edebilir demişti akşama. Üç ya da dört damlaydı fincanda; en geç beş dakika içerisinde gencin gözleri derin bir uykyuya dalacak ve açılmayacaktı bir daha.
Kırmızı oda; birkaç metrekare içerisine sığdırılmış dünyalar, fotoğralar ve anılar. Fırınlanmış gürgen ağacı ve pas tutmayan krom, çelik ayakları. Tahtanın üzerine yatırılmış bir beden ve öncesinde dizlerinden kopartılmış uzuvları. Solunda odanın duvarında, lekeleri kanların, sağında yaşamın kıyısında, şapeli Dali’nin ve ayini sonbaharın. Son akşam yemeği Salvador’da ve Washington sanat galerisinde sergilenen bir tablodandı aktarım. Sapma noktasının çok uzağında bisturi parçaları ve lobotomi için gerekli bir çekiç ve buz kıracağı. Hazırdı, adam gecenin o dehşet verici saatlerine ulaşmadan, ‘’Fulton haklı, saflaştırmalıyım insanı,’’ diyerek gencin şakağından, uzandı odalarına aklının. Bir hastalıktı her birinde, yayılıyordu; zihnin en köhne yerlerine gizlenerek, kirletiyordu fikirleri, bir Pazar ayininde görülüyordu. Nefret örtüyordu üzerini; bir kadını seviyorsa da kadın, hastalıktı yalnız, bir rahibi öldürüyorsa da adam, çıkarıp, kopartılmalıydı bu lanet ansız. Dahası vardı; bir korkuysa şeytani her bedenden, bir sevgiyse haddinden fazla gösterilen, yok edilmeli, alınmalıydı zihnimizden. Freeman gibi, önce göz yuvasından girmeliydi buz kıracağı içeriği, ardında beynin ön lobundaki korteksin kesilmesi gerekirdi. Arınmaktı geçmişten ve kurtulmaktı bir hastalık olarak adlandırılan her etkiden. O esnada tepkiden müzdaripti genç beden, lokal anestezi dahi uygulanmamış, antipsikotik bir ilaçtan dahi alınmamıştı yardım. İlk gecesiydi adamın, dikkatsiz ve dağınıktı sanrısı. Tanı koymuş olsa da insanlığa, tartamamıştı ne noktaya kadar gideceğini ve nerede durması gerektiğini bilmiyor gibi davranmıştı ertesi, bu yüzden küçük kırmızı odanın, Keller projesini yaşatmak için, ufak, sanayi tipi bir fırını vardı. Odanın kapısı aralandığında, tam olarak karşında yer almakta, kapağını açabilmek için ise, biraz eğilmeliydi bir yanı. Heimolen kadar olmasa da ocağı, Gent’in çok uzaklarında yaşamı sonlandıran bir başka mimariydi yapısı. Parçalamalıydı; başarsızlığın ardında önce ayaklar, ardında kollar yakılmalı, yanmakta olan uzuvların turuncuya dönerek harlamasını izlemeliydi bakışları. İlk kez uyanmıyordu biri ve arınması için tamamen kül olmalı diye düşünürdü adamın zihni. Belki küllerinden doğacak bir Anka, ya da Aralık’ta tekrar dirilecek olan bir Mesih düşüncesiydi hata. Hala günahlarından kopartmak için uğraşıyor olsa da her birini, ellerindeki kanın kokusu çıkmıyordu asla ve unutamıyordu o geceyi. Başarısız bir lobotomi ardında, anatomiyi de incelemek istemiş ve yanlışlıkla kan banyosuna çevirmişti evi. Farklı bir hazzın üzerinde oluşturduğu hissi, erişilmesi güç bir zevkin doruklarını yaşar gibi dillendirmiş ve kalbin tadının nasıl olduğunu dahi merak etmişti. Dahmer tadın fleminyonu andırdığını söylemiş olsa da, Sagawa tatsız ve tuzsuz olduğundan yakınmıştı zamanında, Nelson gibi barbekü sosuna ihtiyacı olabileceğini dahi düşünmüştü adam. Kırmızı odada tanrıyı oynuyor olsa da, şeytanı hiç getirmemişti aklına; hiçliği bu denli enjekte etmeye çalışırken kurbanlarına, bir amacı vardı, bir doğum için birilerinin son verilmeliydi yaşamına. Bulmalıydı anahtarı, yoksa yozlanmış bir topluma gösteremeyecekti ışığı, kırmızıydı.
Kızıla çalan, tarif edilemeyen bir rengin yoğunluğuydu aksanı; dönüyordu çarkları, yeni bir ruhun daha kurtarılması gerekiyordu odada, kadının saklamış olduğu anahtardı cenneti dünyaya getirecek olan. Adamın ak düşmüş sakallarından dökülüyordu çavdar, bir iki damla, şişede durduğu gibi durmuyordu asla. Koridora çıkacak ve merdivenlerin hemen yanında bulunan yangın dolabındaki baltayı alacak ve biraz gürültü olmasına izin verecekti ardında. Odanın kapısına vurduğu her darbe ile kutsal bir gücün içine dolduğunu hissedecek ve uzanacaktı bir meleğin kanatlarına. Durmadı adam, defalarca yükseldi göğe balta ve bir hışımla saplandı kapıya, parçalara ayırdı. Göz bebeklerinde büyüyen delilik, aklını kaçırmış bir insanın bakışlarından çok daha fazlasıydı. Tanrısıydı bu küçük dünyanın; gecenin karanlığına, odanın ardına araladı kapıyı ve içeri girdi sanrıları.
Güneş doğdu batıdan o esnada, ardından koridora uzanan kapı açıldı kadın tarafından. Zeminde kırık cam parçaları ve yanı sıra halının üzerinde boş bir viski şişesi, mutfağın yanına bırakılmış kavanozlar ve içinde bilyeye benzer yansımalar. Sonuna kadar açıktı oda, kilidi ile beraber duruyordu halıda. Bir hışımla koşuyordu cama, perdeyi açıyordu sonuna kadar. Biraz daha aydınlık, soluyabileceği kadar temiz bir hava yoktu bakıldığında, nefesi dahi kokuyordu odanın. Çürüdüğünü hissediyordu kadının bir yanı, bir tarafı hala orada, ürkek bakışlar ile yaklaşıyordu odaya. Dün gece gördüğü başka bir kabus geliyordu aklına, başka bir yaratık peşini bırakmayan. Bir polaroid makina ardında, çekilmiş fotoğraflardı duvarda asılı duran.
Gözlerini açıyordu henüz sabah olmadan; tıpkı bugününde var olduğu gibi, gecesinde de kırık kapı, elinde bir balta, ancak çalışmıyordu yangın alarmı. Kasap tahtasının üzerinde durmakta olan bir uzvuydu insanın, yarımay şeklindeki lunuvalar kazınmış ve uca doğru kıvrımlar oluşturmuştu kanca tırnağı. Gürgene kapaklanmış şekilde duran elin, eskikti bir kaç parmağı. Çokça zamanını almamıştı kesilmiş ve köşeye atılmış diğer parçaları bulması. Fotoğraflara bakmıştı sonrasında, nedense pek şaşırmış gibi görünmüyordu rüyada. Bir çok erkek bedeni vardı tonlamada, kimi siyah, kimi beyazdı ışığın yoğunluğunda. Yüzleri olmadığı için çıkaramamıştı hiçbirini, hayal dahi edememişti kimliklerini. Salvador Dali’nin tablosuna baktıkça asılı karelerin üzerinde, mandalların daha sanatsal bir görsel oluşturduğunu düşünmüş, küçüklüğünde de yaptığı gibi, parmaklarının üzerine yerleştirmişti herbirini. Bir kukla sanatçısını andırırcasına oynatıyordu eklemlerini, gezindiriyordu odada. Koparılmış ele dokunduğunda ise teni, kendisini, sağındaki fırının sıcaklığına kaptırmıştı bakışları. Bir anne yüreği gibi, ısıtmıştı benliğini, sanki arkasında yükselen bir opera, salınmasını, dans etmesini istemişti. Süzülmesini; bir sonbahar yaprağı gibi ayrılmasını dallarından, sürüklenmesini rüzgarla. Bir önceki gecede gördüğü o kabusa karşın, mutlu bir tablonun içerisinde yer alıyor, sanki mutluluktan yerden kesiliyordu ayakları ardında. Ancak kısa sürmüştü bu furya; ‘’Hatırla,’’ diye yükselen bir ses duymuştu kabusta, arkasında, daha öncesinde olduğu gibi kanların arasından yükseliyordu bir adam. Tekrarlıyordu uğultuyu, ‘’Hatırla,’’ dedikçe vuruyordu duvarlara, savruluyordu kırmızı odanın dar ağacında. ‘’Ra’d, beni serbest bırak!’’
Tekrar irkilmesine sebep oldu bu yafta, rüyayı atarak aklından, yavaşça yakınlaşmasını sürdürdü odaya. Birkaç anı karışıyordu, karşılaşıyordu bir kaldırımın diğer ucunda, kararsız, kararlı bir tutum eşliğinde ilerliyordu oraya. Adımları eşiğine geldiğinde kapının, duraksamıştı kadın; bir bilinmezliğin içine dalmak, karanlığın koynuna sarılmak gibiydi her atım. Fotoğraf karelerinde yer alan cesetler, neredeydi şimdi? Yoksa bu ufak çaplı krematoryumun içerisinde mi erimişti, küllere mi dönüşmüştü her biri? Kök hücreleri alınarak o kimselerin, tekrar vücuda enjekte etmenin ardında yer alan, başarısız bir diriltme girişimi miydi yoksa kefensiz alevlendirilmesi? Yanıt bulamıyordu, belki kaçındığı, asla görmek istemediği kimliklerden, sahte anılar oluşturuyordu. Tanrı’yı oynamak, onu bir oyuncağa dönüştürüyor, El Hazret’in çıldırmasındaki gibi, bir başka dünya ile iletişim kurduğunu düşündürüyordu. Bir yanımsama doğrultuyordu belini, Nostradamus, ‘’Su hareketleniyor, limbe eteğinden ayağa, büyük bir korku, içten bir ses, farklı bir titreme, ilahi ışık, kutsal haber artık yanımda,’’ diye söylenirken harlıyordu bir anda alev fırında. Sonuna kadar açık perdeler kapanıyordu o anda, bir güç itiyordu kadını odanın karanlığına. O kırık, paramparça kapı, nasıl olduysa, bedenin içeri girmesiyle kapanıyordu arkasından. İlk gecesindeki gibi, o loş kırmızının içindeydi şimdi; bilmediği bir dildi kulaklarında, mandallar ile asılmış fotoğralar düşüyordu ayaklarına. Her birinin arkasında ibranice yazılar vardı baktığında, ‘’Hayom, etmol,’’ gözlerine çarpandı, dün aslında bugün ve birdi Tanrı’nın evi; kitapları, herbiri onun eseriydi yalnız. Çınlıyordu kulaklarında çığlıklar, ‘’Kama zman ata nish’ar?’’ ve yanıt veriyordu kadın uğultuya: ‘’Çok kalmayacağım,’’ diyordu o esnada. Deprem oluyorcasına sarsılıyordu bedeni, kırmızı odanın duvarlarından çıkmaya çalışıyordu ölülülerin neferi, tırnak gıcırtıları duyuluyordu, sanki duvarın içerisinde yaşıyordu herbiri. Tüm o korkunç anılar sarıyordu çevresini; bir otel odasında ölü bulunan büyük eniştesi ve masasında açık kalmış yeni ahit, kanonik incili Luka, yedinci parafın ışığında, öldüğünde geri gelmeyen bir başka yaşam. Kadının zihnindeydi onlar, tüm ölülerin onunla yaşadığını düşündürüyordu aklına, türlü oyunlar oynuyordu şeytan ve sarılmasını sağlıyordu aldanmaya. Bir ses duyuyordu kapının ardından, biri, sanki birileri zorluyordu açmaya. Tiz bir adam sesi, ‘’Nereye saklamış olabilir anahtarı?’’ diye inletiyordu içeri. Geriye çekildi, kendi omuzları düştü üzerine, sarıldı kendisine kadın, kapadı gözlerini sessizce.
Gecenin karanlığına, odanın ardına aralandı kapı, bir sanrı, henüz teşhis koyulmamış bir vakada yer aldı adamın adı; kadına baktı, kadınsa ona.
Adam kanlar içerisindeyken akşamında, göz bebekleri dokundu yalnızlığa. Her birimizin içinde vardı yaşattığı bir başka, bir biz daha. Kadına baktı, kadınınsa kapandı gözleri ardında.
submitted by ArsenicW to okuryazar [link] [comments]


2020.10.01 14:41 sargibezifabrikasi Tırnakta batma nasıl önlenir? Evde tırnak batması nasıl tedavi edilir? İşte doğal ve bitkisel tedavi yöntemleri

Tırnak batması yaygın olarak görülen bir problemdir. Genellikle kalıtımsal olarak ortaya çıksa da bazen yanlış uygulamalar sonucu gelişebilir. Parmakta kızarıklık, ağrı, şişlik ve iltihaplanma gibi şikayetler görülür ve bu sorunlar yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Tırnak bakımı hakkında bazı ipuçlarını sizler için haberimizde bir araya getirdik... Tırnakta batma nasıl önlenir? Evde tırnak bakımı nasıl yapılır?
Hidrofil Sargı Bezi Fabrikası 0507 996 6199 Fiyatları Toptan
Sargı Bezi Fabrikası - https://sargibezifabrikasi.com/
Metronom Müzik - https://www.metronomusic.com/
Akustik Sahne İstanbul - https://akustiksahneistanbul.com/
Kemençe Kursu http://www.kemence.com.t
Tırnak batması sorunu eğer çok şiddetliyse kişilerde ayakkabı giyinmekte zorlanma, çoraplarda kirlenme, apse ve iltihap gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Özellikle ayak parmaklarda meydana geldiğinde aşırı ağrılara ve günlük yaşamda zorlayıcı bir sürece neden olabilir. Tırnak batması sorunun önüne geçmek için alınabilecek bazı önlemler bulunur. Eğer tırnak batması önemli ölçüde ilerlemişse cerrahi müdahale gerekebilir. Peki tırnak batması neden olur? İşte tırnak batmasını önleyen bazı ipuçları…

TIRNAK BATMASI NEDEN OLUR?

SIKI AYAKKABI GİYİNMEK
Sıkı ve rahatsız ayakkabılar giyinmek tırnak batmasını tetikleyen en önemli faktördür. Ayak numarasına uygun olmayan ayakkabılar giyinmek, uzun süre ayakta kalmak, ayakları zorlamak tırnak batmasına neden olan başlıca nedenlerdir.
TIRNAKLARI YANLIŞ KESMEK
Tırnak keserken yapılan en büyük hatalardan biri tırnağı çok aşırı ya da derinden kesmektir. Bu tırnağınızın derinize batmasına ve dolayısıyla acı hissine neden olur. Bunun yanı sıra parmağı bir yere çarpma sonucu ortaya çıkan bazı kazalar batık tırnaklara neden olabilir.
MANİKÜR VE PEDİKÜR İŞLEMLERİ
Manikür ve pedikür uygulamaları bakımlı tırnaklar için gerekli olsa da işlem esnasında yapılan sert müdahaleler kadınlarda tırnak batmasının yaygın nedenleri arasında yer alır.
ORANTISIZ UZAYAN TIRNAKLAR
Genetik bir problemden dolayı oluşurlar. Uzayan tırnaklar tırnak yatağına göre daha büyükse tırnakta batma problemi ortaya çıkabilir.
TIRNAK BATMASINI ÖNLEMEK İÇİN BAZI İPUÇLARI
* Tırnaklarınızı kısa kesmemeye özen gösterin. Özellikle köşe kısımlarını keserken tırnağı dik bir şekilde bırakmadığınızdan emin olun. Yan kısımları oval kesebilirsiniz.
* Ayaklarınızı ıslak tutmamaya özen gösterin.
* Ayaklarınızı sıkan dar ve sivri burun ayakkabılardan mümkün olduğu kadar kaçınmaya dikkat edin.
* Dolaşım problemi yaşıyorsanız ya da kendi tırnaklarınızı kesemiyorsanız hijyen kurallarına önem veren bir yerde pedikür yaptırmaya dikkat edin.
* Tırnaklarınız kendiliğinden içe doğru büyüyor ve iltihaplı tırnak batması sorunu yaşıyorsanız bir uzmandan yardım almanızda fayda bulunur.
EVDE TIRNAK BAKIMI
Tırnaklar keratin adı verilen proteinin katmanlarından oluşur. Sağlıklı tırnaklarda soyulma olmaz ve çukurlar oluşmaz. Yani tırnak yüzeyi tamamen pürüzsüz olur. Ayrıca renk değişiklikleri veya lekeler bulunmaz ve tek bir renge sahiptir. Sağlıklı tırnaklar için düzenli bakım önemlidir. Eğer kuaför salonlarında vakit kaybetmek hem de gereksiz para harcamak istemiyorsanız evde tırnak bakımı oldukça kolaydır.
DÜZENLİ TIRNAK KESİMİ
Bakımlı tırnaklara sahip olmak için düzenli olarak onları kesmek gerekir. Bunun için duş sonrası, en iyi zaman dilimidir. Bu sayede tırnaklarınız yumuşar ve dilediğiniz gibi şekil vermek için kolaylık sağlar.
TÖRPÜLEME İŞLEMİ
Tırnaklarınıza şekil vermek için törpü ile saatler boyu uğraşmanıza ihtiyacınız olmadığını unutmayın. Nazikçe şekil verdikten sonra işleminizi sonlandırın. Törpü işlemini aşırıya kaçırmak, tırnaklarınızın zarar görmesine ve çabuk kırılmasına yol açar.
MANİKÜR
Tırnağınızın etrafındaki katikülleri kesmeden önce ellerinizi suyun içinde bekletin. Daha sonra manikür makası ile kalkan, ölü derileri dikkatli bir şekilde kesin. Bu başlarda biraz korkutucu gibi görünse de zamanla çok kolay olacaktır.
NEMLENDİRİCİ KULLANIN
Yumuşak ve güzel görünen eller için nemlendirici kullanmak önemlidir. El losyonu kullandığınızda, losyonu tırnaklarınıza ve tırnak etlerinize sürmeyi unutmayın.
ELLERİNİ KORU
Eğer ev işlerinde ellerinizin zarar görmesini istemiyorsanız eldiven kullanmaya özen gösterin. Sıcak su, deterjan ve her türlü kimyasallardan ellerinizi koruyun.
DOĞAL ÜRÜNLER
Daha hızlı uzayan ve sağlıklı tırnaklar için evde bakım yapmaya yardımcı olacak birçok doğal ürün bulunur. Örneğin: Hindistan cevizi yağı ile tırnaklarınıza ve çevresindeki deriye masaj yapabilir ayrıca limon suyuyla tırnaklarınızı ovarak ve daha yumuşak ve bakımlı ellere sahip olabilirsiniz.
submitted by sargibezifabrikasi to u/sargibezifabrikasi [link] [comments]


2020.09.18 09:11 bglfpig Slender Man Film Eleştirisi


2018 de güzel filmler vardı
Ay da İlk İnsan
Bohemian
Ready Player One
Aquaman
Infinity War Falan Filan
Fakat Aynı zaman da bir Film vardı ki İnsanların Hayal Kırıklığı Oldu yani benim için değil ''insanlar'' için
Slender Man Filmi yani Şimdi İnsanlar Beklentiye girdi normal bir şekil de Slender Man ne kadar Popüler Olduğunu sayar isek
ve film çıktığı zaman puanı 1 gibi bir şeydi ve çok zor 3 oldu Imdb Gibi puan sitelerin de puan sitelerine ne kadar güvenirsiniz tartışılır ama yine de demeye çalıştığım şey Slender Man Çok Gömüldü
Hep Filmlere Merhamet gösteren Film Siteleri bile Gözlerini açtı ve Slender Man Gömdü
Kısaca ben ise hayda bunlar ne kadar kötü bir iş yapmış olabilir diye düşündüm filmin çıktığı ilk gün eleştirileri görmek çan yakıyordu biletimi aldım hiç bir beklentiye film tanıtıldığı zaman bile girmemiştim ve sadece klasik bir korku filmi olduğunu umuyordum
ve filmi izleyip sinemadan çıktım söylemem lazım ki Slender Man insanların abarttığı kadar kötü bir film değil ama insanların bu filmden neden nefret ettiğini anlamak da kolay
insanlar Slender Man filmini sevmedi çünkü beklentiye girdiler + klasik bir korku filmi olmamasını umuyorlardı
ve Slender Man tamamen klasik bir korku filminden fazlası değil
Slasher bile denilebilir ki öyle büyük ihtimalle korku ile slasher temasının karışımı şimdi gelelim benim görüşlerime film hakkın da ne düşündüm?
Ama Önce şunu söyleyeyim Filmi izlemediyseniz ve Spoiler istemiyor iseniz incelemeyi kapatın ve filmi izleyin
3
2
1

Hikaye:

Slender Man Hikayesi Ergen Kızlar ile başlıyor her Slasher Filminin ergen kızlar ile başladığı gibi bu kızlar Slender Man isimli Efsaneye kendini fazla kaptırmış ergenlerdir ve Slender Man hakkın da Web Sitelerin de falan filan bir sürü şey okumuştur bir gün Kendileri Slender Man Efsanesini denemek için bir web sitesin de Allison Riley isimli kızın gönderdiği videoyu açarlar ve şaka maka Slender Man gelir evet Slender Man böyle Çağırıyorlar ne kadar iyi? benzerlerini Ring Gibi Filmler de gördük o yüzden kötü demek saçma olur kısaca.... orta seviye de meh işte Slender Man çağırmak için daha iyi bir yol bulabilirlermiş ya da direkten Çağırılmayıp Kızlara Musallat olabilirmiş ama dediğim gibi Benzerlerini gördüğüm için bunu çok aldırmadım çünkü benzerlerini görmüştüm Slender Man Çağırılması daha iyi işlenebilirdi ya da direk Musallat olabilirdi ama sağlık olsun daha Sonra Ergenlerimiz Slender Man yenmek için ondan kurtulmak için bir çok şey denemeye başlarlar
Ve Filmin hikayesi daha doğrusu konusu bu
Slender Man Çağırdık şimdi de onu yenmemiz lazım Klasik bir Slasher Filminden farksız Sadece Slender Man Versiyonu yer iseniz Şimdi Gelelim Slender Man Kendisine! SLENDER MAN...
Kendisi film de olsaydı kendisine gelirdik Slender Man film de taş çatlasın 3 - 4 dakika gözüküyor ve genellikle bahsediliyor
sebebi neydi bilmiyorum ama daha çok villain değil de ergen karakterlere odaklanmış istemişler gibi
şimdi bu problem diyenler oldu ve evet bu aslın da bir problem ama unutmayın ki benzerlerini tekrardan görmüştük
13 Cuma da Jason mesela sadece filmin sonlarına doğru 5 6 dakika beliriyor sonra Final Kızımız tarafından yeniliyordu
bu da aynen onun pembe versiyonu gibi bir şey
ama beklentiye girmediğim için beni çok de etkilemedi ki Slender Man film de kurbanlarını tamamen fiziksel öldürmeye çalışmıyor
onları deli yapmaya çalışıyor diyelim öncellikle sonra ise fiziksel öldürmeye başlıyor
bu da Neden Kendisinin çok az belirdiği için bir bahane olabilir gibi ama yer iseniz Slender Man bence film de çok az gözüktü çünkü Direktör Abimiz kesinlikle Slender Man değil ergen karakterlere odaklanmak istemiş gibiydi Slender man aynen tüm normal yemekleri yediğiniz son da gelen ve çabucak biten bir tatlıdan farksız ilk başlar da yok sonlara doğru var işte ama çabucak gidiyor
bu eğer çok fazla Slasher Korku Filmi izlemeyen birisi iseniz size böyle film mi olur lan villain gözükmüyor bile adam akıllı şeyini söyletebilir ki haklısınız
ama ben Korku Ve Slasher Türünü acayip izlediğim için ve bunu çok kez gördüğüm için sıkıntı etmedim
o yüzden Slender Man benim için ok bir film olarak gitmeye başladı hikaye açısından da ama en önemli soruya gelelim bu film ne kadar korkunç?

Film Ne Kadar Korkunç?:

Slender Man klasik bir korku filmi sizi en tembelce şekil de korkutmaya çalışıyor Jumpscare ve hayır benim için bunu başaramadı ama beni Germeyi başardı öncellikle bunun sebebi Atmosfer ve Filmin Müzikleri Atmosfer gayet iyi özellikle son sahne de ki Atmosfer kamera ile çok iyi çekilmiş Müzikler ise... Tamamen Harika Lütfen YouTube Slender Man Sound Track yazarak bir şans verin derim kişisel olarak Müzikler ile Slender Man Beni Germeyi başardı ama Jumpscare ile başarısız oldu eğer Müziklerden etkilenen biri iseniz benim gibi evet Slender Man sizi korkutmayı başarmasa bile germeyi başarabilir ama onun dışın da Jumpscare ile korkutabilir mi der iseniz Nah Jumpscarelar çok zayıf ve çok tembelce yapılmışlar yemin ediyorum kusasım geldi berbat lan yine de Müzikler ve Atmosfer bana göre zayıf kalmadı ve Gerilmeyi başardım tabi siz başaramaz iseniz Sebebi belli

Karakter İşleyişi nasıl durum da?:

Söylemek istiyorum ki bu film de zayıf kalan ana şey Karakter İşleyişleri olsa gerek yani Karakterlere ekran başın da bu kadar zaman verilmesine rağmen klasik bir Slasher türün de ki ergenlerden farkı yok he tabi Sex Yapmıyorlar rahat olabilirsiniz sex yapan ergen türlerinden değiller yine de kişilikleri acayip klasik ve her şeye ''AAAAAAAAAH'' Diye Çığlık atan Ablalardan farksızlar bu sizi Cringe Edebilir bunu söyleyeyim neyse ki ben çok böyle karakter gördüğüm için cringe olsam bile aldırmamayı başardım ama karakter işleyişleri üzgünüm ki Rezalet he Slender Man var ona bir değinelim Slender Man Oynayan javier botet abi harika iş çıkarmış oyunculuğu zaten harika adamın ve Slender Man Kostümü de gerçekten acayip korkutucu ve iyi Sırf Slender man nasıl diye gidecek iseniz kesinlikle javier botet güvenin kendisi harika bir oyunculuk çıkarmış ve kostüm de harika durum da Slender Man yansıtmayı başarıyor onun dışın da karakterler işleyişleri Slender Man harici maalesef ki acayip kötü

Neden Hayal Kırıklığına Uğramadım? Ve Slender Man konusu neden bu film de değişik?:

Eğer Slender Man Oyunlarını oynamış birisi iseniz Slender Man amacını sizi yakalamaya çalışan ve sizin de onu yenmek için 8 Tane Kağıt toplamınız gereken bir oyun olduğunu biliyorsunuzdur ve Film de bu konu işlenecek olması lazım diye tahmin eden bir kitle olmuş ama ben kesinlikle o kitleden değildim bunun ana sebebi ise oyun ile filmler aynı temaya ve amaca sahip olmak zorun da değiller ve oyunun konusunu yazan Slender Man Yaratıcısı bile değildi bu yüzden amacın ve konun değişik olması anlaşılabilir ve kabul edilebilirdi bana bu insanları kızdırmış ama beni kızdırmadı ve sebebi de işte bu Neden Hayal Kırıklığına uğramadığımı kesin olarak üstler de açıkladım ve kendimi tekrar etmek istemiyorum ama tekrardan söylüyorum Beklentiye girmedim çünkü beklentiye girmek kötüdür arkadaşlar asla beklentiye girmeyin ve hype yapmayın beklentiye girmedim ve bunun klasik bir korku slasher filmi çıkmasını umdum ve öyle de çıktı bir sürü slasher filmi izlediğim için Slender Man beklentiye girmediğim için hayal kırıklığı olmadı ve OK Bir Film oldu Gerildim Müzikler atmosfer sayesin de Slender Man Oyunculuğu güzeldi Görünümü çok Güzeldi ve Özellikle Ending çok beğendim şimdi Ending Gelelim

Ne Demek Villain kazandı? vay canına:

Evet Başlıktan da anladığınız gibi Slender Man filmi Slender Man Kazanması ile sona eriyor kendisi filmin sonlarına doğru tüm ergen kızlarımızı güzel bir şekil de harcıyor ve sonda orman da bir kovalamaca sahnesi geçiyor Son Kızımız ile Aynı Slasher filmin de olduğu gibi ki zaten bu da bir Slasher Filmi Final Kızımız Slender Man Tarafından Yeniliyor ve Film Slender Man Zaferi ile tüm kızları yenmesi ile bitiyor ne kadar mutlu oldum anlatamam öncellikle Villain kazanmasını çok görmedik 2018 de Avengers harici Slender Man sevdiğim Slasher Türün de Villain kazandırdığı zaman en azıdan Klişe bir Ending yapmadığı için sevmiştim arkadaşlar zor görürüz Villain kazandığını bu yüzden Ending Beni Mutlu Etti belki sizi etmeyebilir ki nedenini anlayabiliyorum ama beni Mutlu Etti!

Sonuç:

Slender Man Beklentiye girmeden izlediğiniz zaman klasik bir slasher ve korku filminden farksız olmayan bir film insanların abarttığı kadar kötü bir film bana göre kesinlikle değildi ve Film OK Bir Filmdi belki de daha önce bu temaya çok alıştığım içindi? kim bilir yine de Slender Man bana göre güzel bir filmdi Puanı vermeden önce Filmin Artılarını ve Eksiklerini tekrar sıralayayım izninizle
Artıları:
+Atmosfer Güzel
+Müzikler Harika
+Slender Man kostümü ve oyunculuğu harika
+Ending Güzel
Eksi Yönleri:
-Kötü karakter işleyişi
-Tembelce Yapılmış Rezalet Jumpscarelar
-Slender Man çağırılma sebebi kötü gibi
7.0
submitted by bglfpig to okuveizle [link] [comments]


2020.09.18 08:50 bglfpig Slender Man Film Eleştirisi

2018 de güzel filmler vardı
Ay da İlk İnsan
Bohemian
Ready Player One
Aquaman
Infinity War Falan Filan
Fakat Aynı zaman da bir Film vardı ki İnsanların Hayal Kırıklığı Oldu yani benim için değil ''insanlar'' için
Slender Man Filmi yani Şimdi İnsanlar Beklentiye girdi normal bir şekil de Slender Man ne kadar Popüler Olduğunu sayar isek
ve film çıktığı zaman puanı 1 gibi bir şeydi ve çok zor 3 oldu Imdb Gibi puan sitelerin de puan sitelerine ne kadar güvenirsiniz tartışılır ama yine de demeye çalıştığım şey Slender Man Çok Gömüldü
Hep Filmlere Merhamet gösteren Film Siteleri bile Gözlerini açtı ve Slender Man Gömdü
Kısaca ben ise hayda bunlar ne kadar kötü bir iş yapmış olabilir diye düşündüm filmin çıktığı ilk gün eleştirileri görmek çan yakıyordu biletimi aldım hiç bir beklentiye film tanıtıldığı zaman bile girmemiştim ve sadece klasik bir korku filmi olduğunu umuyordum
ve filmi izleyip sinemadan çıktım söylemem lazım ki Slender Man insanların abarttığı kadar kötü bir film değil ama insanların bu filmden neden nefret ettiğini anlamak da kolay
insanlar Slender Man filmini sevmedi çünkü beklentiye girdiler + klasik bir korku filmi olmamasını umuyorlardı
ve Slender Man tamamen klasik bir korku filminden fazlası değil
Slasher bile denilebilir ki öyle büyük ihtimalle korku ile slasher temasının karışımı şimdi gelelim benim görüşlerime film hakkın da ne düşündüm?
Ama Önce şunu söyleyeyim Filmi izlemediyseniz ve Spoiler istemiyor iseniz incelemeyi kapatın ve filmi izleyin
3
2
1

Hikaye:

Slender Man Hikayesi Ergen Kızlar ile başlıyor her Slasher Filminin ergen kızlar ile başladığı gibi bu kızlar Slender Man isimli Efsaneye kendini fazla kaptırmış ergenlerdir ve Slender Man hakkın da Web Sitelerin de falan filan bir sürü şey okumuştur bir gün Kendileri Slender Man Efsanesini denemek için bir web sitesin de Allison Riley isimli kızın gönderdiği videoyu açarlar ve şaka maka Slender Man gelir evet Slender Man böyle Çağırıyorlar ne kadar iyi? benzerlerini Ring Gibi Filmler de gördük o yüzden kötü demek saçma olur kısaca.... orta seviye de meh işte Slender Man çağırmak için daha iyi bir yol bulabilirlermiş ya da direkten Çağırılmayıp Kızlara Musallat olabilirmiş ama dediğim gibi Benzerlerini gördüğüm için bunu çok aldırmadım çünkü benzerlerini görmüştüm Slender Man Çağırılması daha iyi işlenebilirdi ya da direk Musallat olabilirdi ama sağlık olsun daha Sonra Ergenlerimiz Slender Man yenmek için ondan kurtulmak için bir çok şey denemeye başlarlar
Ve Filmin hikayesi daha doğrusu konusu bu
Slender Man Çağırdık şimdi de onu yenmemiz lazım Klasik bir Slasher Filminden farksız Sadece Slender Man Versiyonu yer iseniz Şimdi Gelelim Slender Man Kendisine! SLENDER MAN...
Kendisi film de olsaydı kendisine gelirdik Slender Man film de taş çatlasın 3 - 4 dakika gözüküyor ve genellikle bahsediliyor
sebebi neydi bilmiyorum ama daha çok villain değil de ergen karakterlere odaklanmış istemişler gibi
şimdi bu problem diyenler oldu ve evet bu aslın da bir problem ama unutmayın ki benzerlerini tekrardan görmüştük
13 Cuma da Jason mesela sadece filmin sonlarına doğru 5 6 dakika beliriyor sonra Final Kızımız tarafından yeniliyordu
bu da aynen onun pembe versiyonu gibi bir şey
ama beklentiye girmediğim için beni çok de etkilemedi ki Slender Man film de kurbanlarını tamamen fiziksel öldürmeye çalışmıyor
onları deli yapmaya çalışıyor diyelim öncellikle sonra ise fiziksel öldürmeye başlıyor
bu da Neden Kendisinin çok az belirdiği için bir bahane olabilir gibi ama yer iseniz Slender Man bence film de çok az gözüktü çünkü Direktör Abimiz kesinlikle Slender Man değil ergen karakterlere odaklanmak istemiş gibiydi Slender man aynen tüm normal yemekleri yediğiniz son da gelen ve çabucak biten bir tatlıdan farksız ilk başlar da yok sonlara doğru var işte ama çabucak gidiyor
bu eğer çok fazla Slasher Korku Filmi izlemeyen birisi iseniz size böyle film mi olur lan villain gözükmüyor bile adam akıllı şeyini söyletebilir ki haklısınız
ama ben Korku Ve Slasher Türünü acayip izlediğim için ve bunu çok kez gördüğüm için sıkıntı etmedim
o yüzden Slender Man benim için ok bir film olarak gitmeye başladı hikaye açısından da ama en önemli soruya gelelim bu film ne kadar korkunç?

Film Ne Kadar Korkunç?:

Slender Man klasik bir korku filmi sizi en tembelce şekil de korkutmaya çalışıyor Jumpscare ve hayır benim için bunu başaramadı ama beni Germeyi başardı öncellikle bunun sebebi Atmosfer ve Filmin Müzikleri Atmosfer gayet iyi özellikle son sahne de ki Atmosfer kamera ile çok iyi çekilmiş Müzikler ise... Tamamen Harika Lütfen YouTube Slender Man Sound Track yazarak bir şans verin derim kişisel olarak Müzikler ile Slender Man Beni Germeyi başardı ama Jumpscare ile başarısız oldu eğer Müziklerden etkilenen biri iseniz benim gibi evet Slender Man sizi korkutmayı başarmasa bile germeyi başarabilir ama onun dışın da Jumpscare ile korkutabilir mi der iseniz Nah Jumpscarelar çok zayıf ve çok tembelce yapılmışlar yemin ediyorum kusasım geldi berbat lan yine de Müzikler ve Atmosfer bana göre zayıf kalmadı ve Gerilmeyi başardım tabi siz başaramaz iseniz Sebebi belli

Karakter İşleyişi nasıl durum da?:

Söylemek istiyorum ki bu film de zayıf kalan ana şey Karakter İşleyişleri olsa gerek yani Karakterlere ekran başın da bu kadar zaman verilmesine rağmen klasik bir Slasher türün de ki ergenlerden farkı yok he tabi Sex Yapmıyorlar rahat olabilirsiniz sex yapan ergen türlerinden değiller yine de kişilikleri acayip klasik ve her şeye ''AAAAAAAAAH'' Diye Çığlık atan Ablalardan farksızlar bu sizi Cringe Edebilir bunu söyleyeyim neyse ki ben çok böyle karakter gördüğüm için cringe olsam bile aldırmamayı başardım ama karakter işleyişleri üzgünüm ki Rezalet he Slender Man var ona bir değinelim Slender Man Oynayan javier botet abi harika iş çıkarmış oyunculuğu zaten harika adamın ve Slender Man Kostümü de gerçekten acayip korkutucu ve iyi Sırf Slender man nasıl diye gidecek iseniz kesinlikle javier botet güvenin kendisi harika bir oyunculuk çıkarmış ve kostüm de harika durum da Slender Man yansıtmayı başarıyor onun dışın da karakterler işleyişleri Slender Man harici maalesef ki acayip kötü

Neden Hayal Kırıklığına Uğramadım? Ve Slender Man konusu neden bu film de değişik?:

Eğer Slender Man Oyunlarını oynamış birisi iseniz Slender Man amacını sizi yakalamaya çalışan ve sizin de onu yenmek için 8 Tane Kağıt toplamınız gereken bir oyun olduğunu biliyorsunuzdur ve Film de bu konu işlenecek olması lazım diye tahmin eden bir kitle olmuş ama ben kesinlikle o kitleden değildim bunun ana sebebi ise oyun ile filmler aynı temaya ve amaca sahip olmak zorun da değiller ve oyunun konusunu yazan Slender Man Yaratıcısı bile değildi bu yüzden amacın ve konun değişik olması anlaşılabilir ve kabul edilebilirdi bana bu insanları kızdırmış ama beni kızdırmadı ve sebebi de işte bu Neden Hayal Kırıklığına uğramadığımı kesin olarak üstler de açıkladım ve kendimi tekrar etmek istemiyorum ama tekrardan söylüyorum Beklentiye girmedim çünkü beklentiye girmek kötüdür arkadaşlar asla beklentiye girmeyin ve hype yapmayın beklentiye girmedim ve bunun klasik bir korku slasher filmi çıkmasını umdum ve öyle de çıktı bir sürü slasher filmi izlediğim için Slender Man beklentiye girmediğim için hayal kırıklığı olmadı ve OK Bir Film oldu Gerildim Müzikler atmosfer sayesin de Slender Man Oyunculuğu güzeldi Görünümü çok Güzeldi ve Özellikle Ending çok beğendim şimdi Ending Gelelim

Ne Demek Villain kazandı? vay canına:

Evet Başlıktan da anladığınız gibi Slender Man filmi Slender Man Kazanması ile sona eriyor kendisi filmin sonlarına doğru tüm ergen kızlarımızı güzel bir şekil de harcıyor ve sonda orman da bir kovalamaca sahnesi geçiyor Son Kızımız ile Aynı Slasher filmin de olduğu gibi ki zaten bu da bir Slasher Filmi Final Kızımız Slender Man Tarafından Yeniliyor ve Film Slender Man Zaferi ile tüm kızları yenmesi ile bitiyor ne kadar mutlu oldum anlatamam öncellikle Villain kazanmasını çok görmedik 2018 de Avengers harici Slender Man sevdiğim Slasher Türün de Villain kazandırdığı zaman en azıdan Klişe bir Ending yapmadığı için sevmiştim arkadaşlar zor görürüz Villain kazandığını bu yüzden Ending Beni Mutlu Etti belki sizi etmeyebilir ki nedenini anlayabiliyorum ama beni Mutlu Etti!

Sonuç:

Slender Man Beklentiye girmeden izlediğiniz zaman klasik bir slasher ve korku filminden farksız olmayan bir film insanların abarttığı kadar kötü bir film bana göre kesinlikle değildi ve Film OK Bir Filmdi belki de daha önce bu temaya çok alıştığım içindi? kim bilir yine de Slender Man bana göre güzel bir filmdi Puanı vermeden önce Filmin Artılarını ve Eksiklerini tekrar sıralayayım izninizle
Artıları:
+Atmosfer Güzel
+Müzikler Harika
+Slender Man kostümü ve oyunculuğu harika
+Ending Güzel
Eksi Yönleri:
-Kötü karakter işleyişi
-Tembelce Yapılmış Rezalet Jumpscarelar
-Slender Man çağırılma sebebi kötü gibi

7.0

submitted by bglfpig to MovieTurkey [link] [comments]


2020.08.29 02:15 gvnjager Elon Musk ve Neuralink

Elon Musk'ın neuralink projesini izlediniz mi? Adam harbiden çok değişik bir şeyin peşinde. Projenin amacı insanın derisinin altına beyindeki nöronları takip eden çip tarzı bir şey koymak. Şu anki hedefleri de bazı nörolojik hastalıkları tedavi etmek ama ileride yapay zeka ile beyni birleştirme hedefi var. Bu adamın projeleri cidden hem korkutucu hem de sevindirici. İleride fakir ülkeler böyle teknolojilerden mahrum kalacak ya köle olacaklar ya da ölüme terk edilecekler
submitted by gvnjager to KGBTR [link] [comments]


2020.08.13 10:03 Yami_HGK Son Dakika! Dünya Şokta!

DÜNYAŞOKTA! #ŞOKOLDULAR!🇹🇷

AMERİKA : ERDOĞAN'I İNDİREBİLSEYDİK MÜSLÜMANLAR KAYBEDECEK BİZ KAZANACAKTIK. PLANI ERDOĞAN VE TÜRK'LER BOZDU. 40 YILLIK YAPILANMA 4 SAATTE BİTTİ...

İSRAİL : BÜYÜK PROJEMİZ BOZULDU. ERDOĞAN'IN NE YAPTIĞINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL. ÖNCE İSRAİLE SONRA AMERİKAYA MEYDAN OKUDU TÜRKLER KORKUTUCU...

İNGİLTERE : BÜTÜN MÜSLÜMAN ÜLKELERİN YÖNETİMİNİ DEĞİŞTİRDİK. ERDOĞAN TEK BAŞINA DÜNYAYA MEYDAN OKUYOR. PLANLARIMIZ OLMADI TÜRKLER ÇOK CESUR...

ALMANYA : ERDOĞAN'LI TÜRKİYENİN BÜYÜMESİNE ENGEL OLAMIYORUZ. TÜRKLER DURDURULAMIYOR...

FRANSA : ERDOĞAN 10 YIL DAHA DEVAM EDERSE AVRUPA TÜRKİYENİN ÇOK GERİSİNDE KALACAK...

ERMENİSTAN : TÜRKLERİN BÜYÜMESİ KORKUTUCU DÜNYAYA MEYDAN OKUYORLAR. ÖLMEKTEN KORKMAYAN TEK MİLLET.

BİRİLERİ TÜRKLERİ DURDURSUN ARTIK...

ÇİN : TÜRKLER BİZİ DE YENMİŞLERDİ ŞİMDİ ORTADOĞUYA HÜKMEDİYORLAR. ERDOĞAN ÇOK CESUR...

ÇEÇENİSTAN : TÜRKLERİ KİMSE YENEMEZ ESİR ALAMAZ. ŞEHİT OLMAK İÇİN BİRBİRLERİYLE YARIŞIYORLAR. AMERİKAN İŞGALCİLERİNİ BİR GECEDE YOK ETTİLER...

TÜRKMENİSTAN : TÜRKİYE DÜNYAYI YÖNETİYOR. HER ÜLKEDE SÖZ SAHİBİ ERDOĞAN DÜNYA LİDERİ OLDU...

AZERBEYCAN : TÜRKİYEDEN BAŞKA LİDER ÜLKE TANIMAYIZ. ERDOĞAN NE İSTERSE YAPMAYA HAZIRIZ...

LÜBNAN : BİZ DARBECİLERDEN KAÇTIK. TÜRKLER ÖLÜM PAHASINA ÜSTLERİNE GİTTİ. BU MİLLETİN YENİLMESİ İMKANSIZ AMERİKA İŞGALİNİ YOK ETTİLER...

KATAR : ERDOĞAN ÇOK CESUR ÖNCE İSRAİL SONRA AMERİKAYA MEYDAN OKUDU. TÜRKİYENİN YANINDAYIZ. EKONOMİK OLARAK NE İSTERSE YAPARIZ...

RUSYA : ERDOĞAN İŞGALCİLERİN PLANLARINI BOZDU. TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİ YAPMAK ZORUNDAYIZ.

TÜRKLER ÇOK CESUR TANKA MERMİYE KARŞI ÖLÜME KOŞTULAR. TÜRK MİLLETİ KAHRAMANCA İŞGALCİLERİ YOK ETTİ. TÜRKLER VATANLARI İÇİN ÖLÜME GİDERLER...

PAKİSTAN : ERDOĞAN BİZİ YÖNETSİN 5 YILDA DÜNYAYA HÜKMEDERİZ. TÜRKLER BİR SÖZÜYLE ÖLÜME KOŞTULAR.

TÜRKİYE BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEZ. BÜTÜN ETAPLARINIZLA GELİN ŞEHİT OLMAK İÇİN BEKLEYEN MİLYONLAR VAR...

BAĞIMSIZLIĞIMIZ İÇİN HERKESLE SAVAŞIRIZ. ÖLÜRÜZ YİNEDE TESLİM OLMAYIZ. İŞGALCİLERE DÜNYA TİTREYECEK TÜRK DESTANI YENİDEN YAZILACAK. OSMANLININ TORUNLARI DÜNYAYA BİR DAHA HÜKMEDECEK...

TOZOLUNTÜRKiYEGELİYOR🇹🇷

submitted by Yami_HGK to kopyamakarna [link] [comments]


2020.08.06 18:19 karanotlar Barış Soydan: Doları durdurmak için Erdoğan’ın önünde üç seçenek var

Türk lirasının ABD Doları karşısında temmuz ayı boyunca devam eden yatay seyri, son haftalarda yerini değer kaybına bıraktı ve DolaTL kuru 7,30'u da aşarak tüm zamanların rekorunu kırdı.
Türk Lirası yılbaşından bu yana ABD Doları karşısında yüzde 20'nin üzerinde değer kaybetmiş durumda.
Euro ise 8,68'i de aşarak tüm zamanların rekorunu kırdı.
Kurdaki sert yükselişin ardından Merkez Bankası ve BDDK’den art arda hamleler gelirken ekonomist Barış Soydan, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önünde üç seçenek olduğunu söylüyor.
Soydan, T24’te kaleme aldığı yazısında, “Dolara müdahalenin gereksiz olduğunu savunmak ve ‘Bırakınız geçsinler’ demek mümkün. Ama bu, reel sektörde çok sayıda şirketin iflas bayrağını çekmesini göze almak anlamına gelir” uyarısını yapıyor.
Ağustos 2018’deki kur krizinin aksine bu kez bir de koronavirüs salgını detayı olduğuna dikkat çeken Soydan, “2018 yılındaki konkordato dalgası bu sefer Tsunamiye dönüşür. Ayrıca doların 7.20’lerde kalacağı da şüpheli. Uluslararası yatırım kuruluşlarının raporlarında çok daha korkutucu tahminler yapılıyor. Bu beklentilerin gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak dalga ekonominin ana gövdesini önüne katıp götürebilir” yorumunu yapıyor.
“Acil önlemler şart” diyen Soydan, ilk olarak faiz artırımına gidilmesi gerektiğini savunuyor ve ekliyor:
“Kallavi bir faiz artırımı, TL’ye itibarını ve cazibesi iade eder. Kaçış yavaşlar, hatta durur. Risk peşindeki küresel sermaye TL’ye yeniden yatırım yapmaya başlar. TL’ye rağbet olunca dolar düşer...
Gelin görün ki, Covid-19’un ekonomiyi durgunluğa sürüklediği bir ortamda faizi artırmak toparlanmanın başka bahara kalmasını göze almak demek. Bu da siyasi açıdan çok maliyetli. Kırk satır mı, kırk katır mı?”
İkinci önlem olarak dış politikada detant tavsiyesinde bulunan ekonomist, “Dış politika kaynaklı riskleri en aza indirmek için ‘detant’ (Yumuşama anlamına gelen bir diplomasi terimi) şart. Sorunlar çözlemiyorsa bile dondurulmalı, gerginlik alanlarının üzerine üzerine gitmekten vazgeçilmeli, dünyaya ‘Atar-gider yerine müzakereyi tercih ediyoruz’ mesajı verilmeli” görüşünü dile getiriyor.
Soydan’a göre üçüncü adım ise taze para...
“Piyasadaki paniğin nedenlerinden biri, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin bitmeye yüz tutması” diyen Soydan, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Piyasayı yatıştırmak için Merkez Bankası’nın kasasına taze döviz girişi gerekli. Katar’ın Swap’la verdiği para, Katar Riyali konvertibil (Uluslararası piyasalarda değiştirilebilir) olmadığı için piyasayı kesmedi. Ayrıca Katar’dan gelen 15 milyar dolarlık Riyal çok az. Türkiye’nin çok daha büyük bir kaynağa, en az 60-70 milyar dolara ihtiyacı var. O kadar para da ya IMF ya da Amerika’da var.
Amerikan Merkez Bankası’yla daha önce yapılan Swap görüşmeleri sonuçsuz kalmıştı. S-400’leri kutusundan çıkarmamanın Washigton’daki karar alıcıları tatmin etmediği, daha fazlasını istedikleri açık…
IMF seçeneğinin siyasi koşulları ise çok daha ağır: Ekonomide kendi dediklerinden bir milim bile sapılmamasını isteyeceklerdir. Kamu ihale kanununda eskiye dönülecek, Merkez Bankası’na bağımsızlığı iade edilecek…”
Prof. Selva Demiralp de, BBC Türkçe için kaleme aldığı yazısında, Covid-19 krizi ile birlikte risk iştahının azalması gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarına sebep olduğunu ve Türk lirasındaki değer kaybının kaçınılmaz hâle geldiğini vurguluyor.
Türkiye'nin salgına iyi bir zamanda yakalanmadığına dikkat çeken ekonomist, "Normal şartlarda kriz dönemlerinde destekleyici politikalar uygulanması ve bu şekilde ekonomik dalgalanmaların önüne geçilmesi ideal olan uygulamadır. Ancak Türkiye'nin 2017 sonrası dönemde yaklaşık üç yıl agresif bir şekilde ekonomiye destek verici politikalar uygulaması eldeki cephaneyi büyük ölçüde tüketmişti. Bu durum COVID-19 dönemindeki mücadeleyi sınırlarken kırılganlıkları da artırdı. Bu kırılganlılar ise sermaye çıkışını hızlandırdı" ifadesini kullanıyor.
Nisan ayı itibarıyla bir sene içerisinde ödenmesi gereken kısa vadeli dış borç stokunun 164,5 milyar dolar olduğunun altını çizen Demiralp, şunları kaydediyor:
"2019 sonrası dönemde ekonomiyi desteklemek amacı ile politika faizi düşürülürken teoriye uygun olarak Dolar arzı azalmış, Dolar talebi ise artmıştı. Bu durumun kur üzerideki olumsuz etkileri uzunca bir süre TCMB rezervleri satılarak giderildi. Bunun üzerinde COVID-19 krizi patlak verince tahvil alımları ile ciddi şekilde TL arzının artması kur üzerindeki baskıları ve dolayısı ile rezerv satışlarını da artırdı. Yani hem kur hem de faiz aynı anda kontrol edildi ama karşılığında döviz rezervleri tükendi."
Bugün gelinen noktada TCMB'nin swap hariç net rezervleri negatif seviyelerde olduğu gibi dolar satışı yapan kamu bankalarının da açık pozisyonlarının finansal istikrarı tehdit etme sınırına geldiğini söyleyen Demiralp, "Bundan sonra ne olur?" sorusuna şöyle cevap veriyor:
"Kurdaki gerginliğin devam etmesi uygulanan sıra dışı politikaların terk edilmesi ile sonuçlandığında kurda yeni bir dengelenme söz konusu olacaktır.
Eğer yapılan hatadan ders alınır ve daha şeffaf bir anlayışla geleneksel politikalara dönülürse 'Bir musibet bin nasihatten iyidir' atasözünden teselli bulmaktan fazla yapabilecek bir şey yok.
Bu noktada kuru daha makul seviyelere indirebilmek için TCMB'nin faiz artırımına gitmesi ve bu şekilde TL varlıkları tekrar cazip hale getirmeye çalışması söz konusu olabilir.
Öte yandan ciddi bir krizin ortasında iken faiz artırımı ile ekonominin yavaşlatılması tercih edilmeyebilir.
Kaldı ki mevcut şartlarda faiz artırımı ile arzu edilen sermaye girişi de sağlanamayabilir. Bu durumda geriye kalan alternatif uluslararası bir kurumla yapılacak swap ya da daha uzun süreli bir anlaşma olabilir."
https://ahval.me/tdoviz-krizi/baris-soydan-dolari-durdurmak-icin-erdoganin-onunde-uc-secenek-var
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.31 16:29 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 11

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 11
https://preview.redd.it/bkq1v2rcd7e51.png?width=640&format=png&auto=webp&s=ae8b2d43ce820e78b0d7e427e4fa97d04b77f937

Marksizm 6

Dönemimizin tarihi açısından, Pierre Joseph Proudhon’un 1848 yılı Fransız Şubat Devrimi sonrasında kendi halkına adalet ve özgürlük toplumu kurmak için ne yapması gerektiğini anlattığı zaman hatırlanmaya değer bir andı. Proudhon, hala, bütün yönleriyle, zamanının tüm devrimci yoldaşları gibi, 1789’da haricen patlak vermiş ve o zamanlar hissedildiği üzere karşı devrim ve müteakip hükümetler tarafından daha başından bastırılmış olan devrim geleneğinde yaşıyordu. Proudhon dedi ki: Devrim feodalizme son verdi. Feodalizmin yerini yeni bir şeyler almalıydı. Feodalizm, Devletin ekonomi alanındaki bir düzeniydi, bağlılıkları açıkça ifade edilmiş askeri bir sistemdi. Özgürlükler yüzyıllar boyu feodalizmin altını oymuştu; sivil özgürlükler giderek daha fazla zemin kazanmıştı. Fakat bunlar, eski düzeni ve güvenliği de, eski birlikleri ve cemiyetleri de tahrip etmişti. Birkaç insan yeni özgürlük ve hareketlilik sayesinde zengin olurken, kitleler zorluğa ve güvencesizliğe maruz kalmışlardı. Hem herkes için özgürlüğü koruyup, genişletip ve yaratıp hem de güvenliği, mülk ve yaşam koşullarının büyük eşitlenişini, yeni düzeni nasıl gerçekleştirebiliriz?
Proudhon, devrimin, militarizme yani hükümete son verip vermeyeceğini; görevinin politikayı toplumsal yaşamla, politik merkeziyetçiliği ekonomik çıkarların doğrudan birliğiyle, insanlara hükmeden değil işle ilgilenen bir ekonomik merkezle ikame etmek olup olmadığını devrimcilerin henüz bilmediğini söyler.
Görünürde sıkı olan bilimin adamı Marx, gelişmenin yasa koyucusu ve dikte edeni idi. Bununla ilgili beyanlarda bulundu. Ve kendisi gelişimi belirlediğine göre o kesin olmalıydı. Olaylar bitmiş, kapalı, ölü bir gerçeklik gibi hareket etmeliydi. Bu yüzden Marksizm bir doktrin ve adeta dogma şeklinde var olur.
Proudhon diyor ki, siz Fransızlar, küçük ve orta ölçekli çiftçilersiniz, küçük ve orta ölçekli esnafsınız; tarımda, sanayide, ulaşımda ve iletişimde faalsiniz. Şu ana kadar bir araya gelmek ve birbirinizden korunmak için krallara ve onların memurlarına ihtiyaç duydunuz. 1793’te devletin kralını lağvettiniz ancak ekonominin kralını, altını elde tuttunuz. Böylelikle ülkede bela, düzensizlik ve gelecek kaygısı bıraktığınız için kralların ve memurlarının ve orduların geri dönmesine izin vermek zorunda kaldınız. Otoriter aracıları defedin. Parazitleri ortadan kaldırın. Çıkarlarınızın dolaysız birliğinden emin olun. O zaman feodalizm ve devletin varisi olan bir topluma sahip olacaksınız.
Altın nedir? Sermaye nedir? Bu, bir ayakkabı, masa ya da ev gibi bir şey değildir. Bir şey değildir, gerçek bir şey değildir. Altın, ilişki için bir işarettir. Sermaye insanlar arasında ilişki olarak ileri geri giden bir şeydir. İnsanlar arasında bir şeydir. Sermaye itibardır; itibar, çıkarların karşılıklılığıdır. Şu anda devrim içindesiniz. Devrim – heves, güven ruhu, eşitlenme coşkusu, bütün için gayret arzusu – sizin başınıza geldi, sizin aranızda oluştu: kendiniz için doğrudan karşılıklılık yaratın. Hiçbir parazit, vampir-benzeri aracı olmadan kendi çalışmanızın üretimi ile birbirinize gittiğiniz bir kurum tesis edin. O zaman hiçbir vasi otoriteye ne de en yeni beceriksizlerin, Komünistlerin, bahsettiği siyasi hükümetin mutlak iktidarının ekonomik yaşama aktarılmasına ihtiyaç duymayacaksınız. Görev şudur: ekonomik ve kamusal yaşamda özgürlüğü öne sürmek ve yaratmak ve zorluğun, güvenliksizliğin, eşyanın sahipliği değil de insan ve köle-sahipliğinin hâkimiyeti olan mülkiyetin ve tefecilik olan faizin lağvedilmesi için eşitlenmeden emin olmak. Bir takas bankası yaratın!
Takas bankası nedir? Özgürlük ve eşitlik için dışsal bir biçimden, objektif bir kurumdan başka bir şey değildir. Kim faydalı bir işle uğraşıyorsa – çiftçi, esnaf, işçiler birliği – hepsi, basitçe, çalışmaya devam etmelidir. İşin örgütlenmeye, diğer bir deyişle otoriteler tarafından emredilmesine ya da millileştirilmesine ihtiyacı yoktur. Halkın ihtiyaç duyduğu her şeyin üretimi sırasında marangoz mobilya yapar; ayakkabıcı çizme yapar; fırıncı ekmek pişirir vs. Marangozsun, ekmeğin mi yok? Elbette ki fırıncıya gidip fırıncının ihtiyacı olmayan sandalye ve dolabı teklif edemezsin. Takas banka git ve siparişlerini ve ürünlerini evrensel geçerli çeke dönüştür. Proleterler, ücret için çalışmak üzere müteşebbise bundan böyle gitmek istemiyor musunuz? Bağımsız olmak mı istiyorsunuz? Fakat ne atölyeniz, ne aletleriniz ne de yiyeceğiniz mi var? Bekleyemiyorsunuz ve kendinizi hemen mi kiralamanız gerekiyor? Lakin müşterileriniz mi yok? Diğer proleterler, siz proleterler, hepiniz, sömürücü simsarların aracılığı olmadan ürünlerinizi birbirinizden satın almak istemez misiniz? Sonra kendi alım-satımlarınızdan emin olun, siz ahmaklar! Müşteri muteberdir. Müşteri bugün adlandırıldığı üzere paradır. Sıralama her zaman yoksulluk-kölelik-iş-ürün şeklinde olmak zorunda değil midir? Karşılıklılık, eşyanın yönünü değiştirir. Karşılıklılık doğanın düzenini yeniden sağlar. Karşılıklılık paranın kurallarını kaldırır. Karşılıklılık birincildir: çalışmak ve ihtiyaçlarını karşılamak isteyen tüm insanlara imkân veren, insanlar arasındaki ruhtur.
Proudhon, hiç suçlu aramayın, herkes suçludur, diyor. Bazıları köleleştirir ve diğerleri en temel ihtiyaçları alıp götürür ya da en az ihtiyacı geride bırakır yahut acenta ve denetmenler olarak köleleştiren efendilere hizmet eder. İntikam ruhu, öfke ya da yıkıcılıktan meydana gelmeyecektir, yeni toplum. Yıkım, yapıcı bir ruh ile gerçekleştirilmelidir. Devrim ve muhafaza etme birbirini dışlamaz.
Eski Romalıları taklit etmekten vazgeçin. Jakobit[1] diktatörlük rolünü geçmişte oynadı fakat tribünlerin büyük tiyatroları ile güzel davranışlar sizin toplumunuzu yaratmaz. Gerçek hayatta yürütülmelidir. Faydalı nesneleri yeterli miktarda yaparsınız; faydalı şeyleri adil dağılım ile tüketmek istersiniz; o halde doğru bir biçimde takas etmelisiniz.
Çalışma ile yaratılmamış şeyin, der Proudhon, değeri yoktur; işçiler kapitalistlerin üstünlüğünü yaratmıştır ve siz yarattığınız değerleri saklayıp kullanamazsınız çünkü siz yalıtılan ve mal sahiplerinin servetini artıran ve böylelikle onlara köleler ve mülk üzerinde iktidar sağlayan mülksüz insanlarsınız. Fakat bu durumda o, sadece imtiyazlının elindeki birikmiş malın mevcut stoklarına bakmanın ve de bunları sadece siyaset ya da şiddet yoluyla onlardan almayı düşünmenin ne kadar çocukça olduğunu söyleyebilir. İşçiler tarafından yaratılan değer her zaman değişir, her zaman dolaşımdadır. Bugün değer, kapitalistten tüketici olarak işçi aracılığıyla kapitaliste geri döner; değer, kapitalistten tüketici işçilere gitsin fakat onlardan tekrar kapitalistlere değil, aynı işçilerin, üreten işçilerin ellerine dönsün diye kendinizin karşılıklı davranış biçimini dönüştürerek yeni kurumlar tesis edin.
Proudhon tüm bunları, benzersiz bir güçle, ciddiyet ve coşkunluğun, tutkunun ve objektifliğin büyük bileşimi ile kendi halkına söylemişti. Proudhon, devrim, çözülme, geçiş ve kapsayıcı ve temel önlemler olasılığı anında yeni toplumu yaratacak, hükümetin son yasası olacak ve hükümeti söylendiği gibi geçici hükümet yapacak bireysel adımları ve kararları önermişti.
Ses oradaydı fakat dinleyiciler yoktu. Doğru zaman oradaydı fakat geçip gitti ve şimdiyse sonsuza dek yok oldu.
Proudhon biz sosyalistlerin yeniden keşfettiği şeyi; sosyalizmin her zaman mümkün ve her zaman imkânsız olduğunu biliyordu. Sosyalizm, doğru insanlar onu istediğinde diğer bir deyişle onu eyleme koyduğunda mümkündür ve insanlar onu istemediğinde ya da sözüm ona onu isteyip ona göre harekete geçemediğinde imkânsızdır. O yüzden bu adamın sesi duyulmadı. İnsanlar onun yerine incelediğimiz ve reddettiğimiz yanlış bilimi sunan, sosyalizmin kapitalist büyük sanayinin doruk noktası olduğu ve çok az kapitalistin şimdiden neredeyse sosyalist olmuş kurumların özel mülkiyetine sahip olduğunda geldiğini, böylelikle birleşmiş proleter kitlelerin özel mülkiyeti toplumsal mülkiyete geçirmesinin kolay olacağını öğreten bir başka sesi duydu.
Sentez adamı Pierre Joseph Proudhon yerine, analiz adamı Karl Marx duyulmuş ve dolayısıyla çözülme, çürüme ve çöküşün devam etmesine izin verilmişti.
Analiz adamı Marx, kendi kelime haznesinde hapsedilen sabit, katı kavramlarla çalıştı. Bu kavramlarla Marx, gelişim yasasını açıklamak ve adeta zorla kabul ettirmek istedi.
Sentez adamı Proudhon kapalı kavramsal kelimelerin yalnızca daimi devinim için sembol teşkil ettiklerini bize öğretti. Kavramları akan devamlılık içerisinde eritti.
Özellikle detaylara hevesli olan ve Marksizm eleştirileri sıklıkla bizim eleştirilerimizle örtüşen sözde revizyonistler – bu eleştirileri büyük ölçüde anarşistlerden, Eugen Dühring ve diğer bağımsız sosyalistlerden almış olmaları da şaşırtıcı değildir – asıl taktikleri olarak adlandırılabilecek bir şeylere tedricen âşık oldular. Bu şekilde Marksizm ile birlikte sosyalizmi de, neredeyse son izine kadar reddettiler. Şu anda kapitalist toplumda işçi sınıfını parlamento ve ekonomik araçlar üzerinden teşvik edecek bir parti kurma sürecindeler.
Görünürde sıkı olan bilimin adamı Marx, gelişmenin yasa koyucusu ve dikte edeni idi. Bununla ilgili beyanlarda bulundu. Ve kendisi gelişimi belirlediğine göre o kesin olmalıydı. Olaylar bitmiş, kapalı, ölü bir gerçeklik gibi hareket etmeliydi. Bu yüzden Marksizm bir doktrin ve adeta dogma şeklinde var olur.
Proudhon, şey-kelimeleriyle ilgili hiçbir sorunu çözmeyi istememiş; hareketleri belirleyen kapalı şeyler ve ilişkiler, apaçık bir varlık, oluş, kaba görünürlük, görünmez değişim yerine ve son olarak – en olgun yazılarında – toplumsal ekonomiyi psikolojiye dönüştürmüştür. Öte yandan psikolojiyi de kaba bireysel psikolojiden – ki bireyden yalıtılmış bir şey çıkarır – insanı bir dizi sonsuz, bölünmez ve ifade edilemez oluş şeklinde tasavvur eden toplumsal psikolojiye dönüştürmüştür. Bu bakımdan Proudhonizm diye bir şey yoktur, sadece Proudhon vardır. O halde Proudhon’un belli bir an için hakikatle ilgili söyledikleri, şeylerin on yıllardır devam etmesine izin verildiği günümüzde, artık uygulanamaz. Geçerli olan yalnızca Proudhon’un düşüncelerinde baki olandır; kendisine ya da geçmiş herhangi bir tarihsel ana körü körüne dönmek için hiçbir girişimde bulunulmamalıdır.
Marksistlerin Proudhon hakkında söyledikleri, yani onun sosyalizminin küçük burjuva ve küçük çiftçi sosyalizmi olduğu, bizim de tekrar etmemize izin verin, tamamen doğrudur ve onun en yüksek unvanıdır. Onun sosyalizmi, diğer bir ifadeyle, 1848 ila 1851 arası sosyalizmi, Fransız halkının 1848 ila 1851 arası sosyalizmidir. O anda mümkün ve gerekli olan sosyalizm idi. Proudhon, bir Ütopyacı ya da bir peygamber değildi; bir Fourer de değildi, Marx da. Eylem ve kavrama adamı idi.
Burada açıkça 1848-1851 yıllarının adamı olan Proudhon’dan bahsediyoruz. Bu adam şöyle söylemişti ve yaşadığı çağ onun böyle söylemesi için teşekkül etmişti: “Siz devrimciler, eğer bunu yaparsanız, büyük dönüşümü başaracaksınız.”
1848 yılının adamından olduğu kadar öğrenecek şeyimiz olan sonraki yılların adamı, devrimden sonra söylediği devrimci konuşmaları, beyhude melodramatik ya da pornografik bir öz-taklit ile tekrar etmeyi istemedi. Her şeyin kendi zamanı vardı ve devrim sonrasındaki her an, geçmişin büyük anında yaşamları durmamış herkes için devrim öncesi zamandı. Proudhon, aldığı pek çok yaradan kaynaklı kanamaya rağmen yaşamaya devam etti. O zaman şunu sordu kendisine: “Ben, eğer yaparsanız dedim; fakat neden yapmadılar?” Cevabını buldu ve sonraki çalışmalarında bu cevabı yazdı. Bu cevabın bizim dilimizdeki karşılığı şudur: “Çünkü ruh yoktu.”
Ruh, o zaman da yoktu ve 60 yıldır da yok ve hiç olmadığı kadar derine batıp kayboldu. Şu ana kadar gösterdiğimiz her şey bir cümle ile özetlenebilir: Tarihte öngörülen sözüm ona doğru anı beklemek bu hedefi daha da uzak bir tarihe ertelemiş ve bulanık bir karanlığa itmiştir; ilerlemeye ve gelişmeye duyulan güven gerilemenin adı idi ve bu “gelişme” dış ve iç koşulları yozlaşmaya daha da çok adapte etti ve büyük değişimi hiç olmadığı kadar uzak kıldı. Marksistler, insanlar kendilerine inandığı sürece “Henüz zamanı değil!” derken haklı olacaklar ve asla daha az değil, her zaman daha fazla haklı olacaklar. Bir deyişin, bu deyiş söylendiği ve çabucak duyulduğu için doğru olduğunu söylemek yaşamış ve meydana gelmiş en korkutucu çılgınlık değil midir? Ve herkesin oluşu, sanki nihai, tamamlanmış bir oluşmuş gibi ifade etme girişiminin, insanların zihinlerinde bunun güç kazanması halinde biçim ve yaratıcılığın güçlerini eninde sonunda zayıflatmak zorunda olduğunun farkına varması gerekmez mi?
Marksizme yılmadan saldırmamızın sebebi budur. Bu yüzden işin peşini bırakamayız ve ondan tüm kalbimizle nefret etmeliyiz. Marksizm bir tarif ve bilim değildir. Öyleymiş gibi davranmaktadır; fakat acizliğe yadsıyıcı, yıkıcı ve sakatlayıcı bir çağrı, irade eksikliği, teslimiyet ve kayıtsızlıktır. Sosyal Demokrasi’nin detaylar üzerinde arı-gibi çalışması – laf arasında söyleyelim Sosyal Demokrasi, Marksizm değildir – bu yetersizlik onun yalnızca öteki yüzüdür ve yalnızca sosyalizmin orada olmadığını ifade eder zira sosyalizm küçük ve büyük meselelerde bütünü hedefler. Bu tür bir detaylı olmayan çalışma sadece kasırgadaki bir kuru yaprak gibi mevcut anlamsızlığın döngüsünde, sadece pratiğe geçirilen, sürüklenişi reddedilecektir.
Marksistlerin düşündüğü gibi sosyalizmin gelmek zorunda olmadığını söyledik. Şimdi şunu söylüyoruz: çeşitli halklar tereddüt etmeye devam ederse, kendileri açısından sosyalizmin bundan böyle hiç de mümkün olmadığı zaman gelebilir.
Özellikle detaylara hevesli olan ve Marksizm eleştirileri sıklıkla bizim eleştirilerimizle örtüşen sözde revizyonistler – bu eleştirileri büyük ölçüde anarşistlerden, Eugen Dühring ve diğer bağımsız sosyalistlerden almış olmaları da şaşırtıcı değildir – asıl taktikleri olarak adlandırılabilecek bir şeylere tedricen âşık oldular. Bu şekilde Marksizm ile birlikte sosyalizmi de, neredeyse son izine kadar reddettiler. Şu anda kapitalist toplumda işçi sınıfını parlamento ve ekonomik araçlar üzerinden teşvik edecek bir parti kurma sürecindeler. Marksistler, Hegel tarzında bir ilerlemeye inanırken, revizyonistler Darwin tarzı bir evrimin taraftarıdırlar. Artık felakete ve aniden oluşlara inanmıyorlar; kapitalizmin ani bir devrim ile sosyalizme dönüşmeyeceğine fakat tedricen daha katlanılabilir bir biçim alacağına inanıyorlar.
Bunlardan bir kaçı sosyalist olmadıklarını kabul etmeyi tercih edebilir ve parlamentarizme ve parti politikalarına, oy toplamaya ve monarşizme adaptasyonlarında şaşırtıcı bir biçimde başarılı olabilirler. Diğerleri ise kendilerini hala tümüyle sosyalist olarak görebilir. Bunlar, işçilerin özel durumlarında, sözde endüstriyel anayasalcılık sayesinde işçilerin üretimdeki payında ve tüm ülkelerde demokratik kurumların genişlemesi sayesinde kamusal ve yasal koşullarda daimi, yavaş ve fakat durmayan bir iyileşme gördüklerine inanırlar. Hem kabul ettikleri hem de kısmen sebep oldukları Marksist doktrinin başarısızlığı üzerinden kapitalizmin hâlihazırda sosyalizm yolu üzerinde bulunduğunu ve bu gelişmeyi enerjik bir biçimde teşvik etmenin de sosyalistlerin görevi olduğu sonucunu çıkarırlar. Bu görüşleriyle, Marksizm’in ilk başta söylediği şeyin çok da uzağında düşmezler. Sözüm ona radikaller de her zaman aynı yol üzerindeydiler ve sadece bu görüşün devrimcilikle kırbaçlanmış ve bir araya gelmiş seçmen kitlelerine söylenmemesi dileğine sahiptirler.
Marksistlerin revizyonistlerle olan gerçek ilişkisi şu şekildedir: Marx’ın ve onun en iyi havarilerinin aklında, koşullarımızın tamamı kendi tarihsel bağlamları içerisinde yer aldığı ve bunların genel kavramlar altında toplumsal yaşamımızın detaylarını düzenlemeye çalıştığı vardır. Revizyonistler, yerleşik genellemelerin yeni doğan gerçekliklerle örtüşmediğini çok net gören fakat yine de çağımızı külliyen, yeni ve temelde farklı bir şekilde anlamaya ihtiyaç duyan karakteristik şüphecileridirler.
Marksizm, bir süre için, çok sayıda ıskat edilmişin kendi yoksulluğunun, doyumsuzluğunun farkına varmasına ve topyekûn bir değişim için ideal bir haleti ruhiyeye yol açmıştır. Bu süremezdi çünkü söz konusu bilimsel aptallığın ektisi altında kitleler beklemeye yönelmiş ve herhangi bir sosyalist faaliyet yapamaz hale gelmiştir. Bu şekilde, kitleler, siyasi ve demagojik yöntemlerle sürekli cesaretlendirilmemiş olmasalardı, tedrici bir dinginlik ve sakinlik çoktan kitlelere geri dönerdi. Revizyonistler erken kapitalizmin en kötü barbarlığının ortadan kalktığını, işçilerin proleter koşullara daha da alıştığını ve kapitalizmin hiçbir şekilde kendi çöküşüne yakın olmadığını şimdilerde görüyorlar. Elbette bizler, bunların tamamında, kapitalizmin sürdüğü muazzam tehlikeyi görüyoruz. İşin aslı, işçi sınıfının durumu – bir bütün olarak görüldüğünde – iyileşmemiştir. Aksine yaşam daha da zor ve nahoş bir hal almıştır. O kadar nahoş bir hale gelmiştir ki işçiler neşesizleşmiş, ümitsizleşmiş ve ruh ve karakter bakımından yoksullaşmıştır. Fakat en önemlisi sosyalizm için mücadele, doğru mücadele, münhasıran acıma hislerine ya da öncelikle belli bir insan sınıfının kaderine bağlı olmaz. Toplumun temellerinin tümden dönüşümü ile ilgilidir. Hedefi yeni bir yaratımdır.
Bizim işçilerimiz bu halet-i ruhiyeyi giderek kaybetmiştir (zira hiçbir zaman halet-i ruhiyeden daha fazlası olmamıştır), çünkü Marksizmde çözülme ve iktidarsızlık unsurları başından itibaren öfke kuvvetlerinden daha güçlüydü ve herhangi bir olumlu içerikten de yoksundu. İşçi sınıfının, Tanrının ya da tarihsel zorunluluk gereği gelişimin seçilmiş insanları değil, daha ziyade en şiddetli acı çeken insanların bir kısmı olduğunu hâlihazırda bilenler açısından revizyonizm fenomeni ve onun hoşgörülü şüpheciliği sadece eylemsizlik, kararsızlık ve kitlelerin rehaveti üstündeki “ideolojik üstyapı”dır ve işçi sınıfı sefalete eşlik eden ruhsal değişimler yüzünden bilgi elde etmeyi en zor iş olarak görecektir. Bu alandaki tüm genellemelerden kaçınmak en iyisidir. İşçi sınıfı oldukça farklıdır ve acının çok farklı insanlar üzerinde her zaman çok farklı etkileri olur. Fakat acının büyük kısmı birinin kötü durumunun kavranmasıdır ve en azından bu ölçüde hiç acı çekmemiş kaç proletarya vardır!
Devrim başarısız olduktan sonraki zamanlarda, devrimden önceki bu altmış yıl boyunca, ilişkilerin nasıl değiştiğini biliyoruz. Bunlar kapitalizmin uyumunun, proleterleşmenin on yılları idi ve pek çok açıdan hâl-i hazırda kalıtsal hale gelmiş gerçek bir adaptasyondu. İnsanlar arasındaki ilişkilerde bozulma vardır ki bireysel insanlara ait pek çok bedenin şimdiden fark edilir bir biçimde çürümesine dönüşmüştür.
Yeryüzü neredeyse tümüyle keşfedildi, çok geçmeden neredeyse tamamı iskân edilecek ve buralara sahip olunacaktır. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, bildiğimiz insan dünyasında daha önce hiç var olmamış gibi bir yenilenmedir. İşte bu, bizi çok daha fazla etkilemesi gereken bu yeni şey, zamanımızın belirleyici özelliğidir.
Burada bahsettiğimiz muazzam bir tehlikedir. Marksistlerin düşündüğü gibi sosyalizmin gelmek zorunda olmadığını söyledik. Şimdi şunu söylüyoruz: çeşitli halklar tereddüt etmeye devam ederse, kendileri açısından sosyalizmin bundan böyle hiç de mümkün olmadığı zaman gelebilir. Buna rağmen insanlar birbirine karşı çok aptalca, çok alçakça hareket edebilir. Tümüyle esarete teslim olabilir ve kendi gaddarlıklarını kabul edebilir: Tüm bunlar insanlar arasında bir şeydir, kendilerine kararlı, canlı duyguların hizmet etmesi halinde işlevsel ve gelecek nesilde ya da hâlihazırda yaşayan insanlarda değiştirilebilen bir şeydir. Toplumsal ya da genellikle söylendiği gibi psikolojik ilişkiler meselesi olduğu müddetçe bu durum henüz kötü değildir. Kitlesel sefalet, yoksulluk, açlık, evsizlik, psikolojik yılgınlık ve ahlak bozukluğu ve zevk düşkünlüğü, aptalca lüks, militarizm, ruhsuzluk – hepsi, oldukları halleriyle kötüdürler, isabetli bir doktor gelirse yaratıcı ruhtan, büyük devrimden ve yenilemeden (regeneration) çıkarsa bunları tedavi edilebilir. Fakat tüm zorluk ve baskı ve ruhsuzluk insanlar arasında bir şeyler olmaktan çıkarsa, ruhta bulunan ilişkiler bozulursa, adına ruh dediğimiz insanlar arası ilişkiler kompleksine bundan böyle rahatsızlık vermezse, kronik yetersiz beslenme yerine, alkolizm, uzun süreli acımasızlaşma, sürekli tatminsizlik, akut ruhsuzluk (ki ruh ve sosyal yapı açısından önemi, ağı açısından örümceğin önemi gibidir) bireysel bedenlerde kapsamlı etkilerle birlikte değişimlerle sonuçlanırsa, o zaman hiçbir çare yardımcı olamayacaktır ve halk ya da halkların tüm kesimleri yıkıma mahkûm olabilecektir. Halkların her zaman yok olması gibi, onlar da yok olacaktır: diğer, sağlıklı halklar bunların efendileri olur ve halkların karışımına dönüşür ve hatta bazen de kısmi imha yaşanır – eğer, en azından diğer, sağlıklı halklar hala yaşıyorsa. Kimse uluslar tarihinin ilk dönemlerinden analojilerle ucuz oyunlar oyamamalıdır. Çünkü zamanı geldiğinde, şeyler, gene, sözde ulusların göçü denilen zamanlarda yaptıkları gibi ilerlemek zorunda değildir. İnsanoğlunun başlangıç zamanlarında yaşıyoruz ve bu yeni başlamış insanoğlunun sonunun başlangıcı olabileceği tümüyle göz ardı edilemez. Belki de hiçbir çağ gözlerinin önünde dünyanın sonunun bu kadar tehlikeli bir biçimde belirdiğini biziler kadar görmemiştir.
Gerçek ilişkiler kompleksi bakımından insanoğlu, dışsal bağlarla ve içsel çekimle ve ulusal sınırları aşan dürtüyle bir arada duran bir dünya toplumu elbette ki henüz mevcut değildir. Fakat bunun vekilleri oradadır ve bunlar bir ersatz’dan daha fazlası olabilir. Bunlar, başlangıç olabilir: dünya pazarı, uluslararası anlaşmalar ya da hükümet politikaları, uluslararası örgütler ve çeşitli türde kongreler, küre çevresinde trafik ve iletişim, bunların hepsi, eşitlik olmasa bile, en azından çıkarların özümsenmesini, gelenekleri, sanatı veya sanatın modaya uygun yedeğini, teknoloji ruhunu, siyasi biçimleri daha da çok yaratmaktadır. İşçilere de bir ulustan diğerine giderek daha fazla ödünç verilmektedir. Dahası tüm ruhsal gerçeklikler – din, sanat, dil, genelde ortak ruh – orada ikişerli bulunmaktadır ya da bize doğal bir zorunluluk gereği ikişer ( birincisi birey ruhunda nitelik olarak ya da meleke olarak ve ikincisi insanlarla yaratıcı örgütler ve birliklerin iç içe geçtiği bir şeyler olarak) görünmektedir. Tüm bunlar özensiz bir biçimde ifade edilmiştir. Geçiş yaparken düzeltilebilecek olan hemen yapılacaktır fakat bu zamanda bu dil eleştirisi uçurumunun ve fikirler teorisinin (ikisi de birbirine aittir) derinine inemeyiz. Tüm bunlara şunu söylemek için değinildi: medeniyet (humanitas), humanité, humanity ve beşeriyet ki bunlara şimdilerde göstermelik merhametli bir lütuf, zayıflatılmış ve derinlik yoksunu bir ifade ile “insaniyet”(humaneness) diyoruz – tüm bu kelimeler, aslen sadece bireyde yaşayan ve hükmeden insanoğluna atfedilmekteydi. Bir zamanlar, en azından Hıristiyanlığın tam zamanında çok güçlü bir şekilde vardı, fiziken çokça hissediliyordu. Özdeş toplum olarak mütekabiliyet bireyde temerküz eden ve bireyler arasında büyüyen beşeriyete geldiğinde ancak dışsal anlamıyla gerçek beşeriyete varabileceğiz. Bitki tohumunda bulunur, tıpkı, tohumun, atalarına ait bitkilerin sonsuz zincirinin cevheri olması gibi. İnsanoğlu hakiki varlığını bireyin insaniliğinden alır. Bireyin insaniliğinin sadece geçmişin sayısız neslinin varisi olması da tıpkı böyledir. Olan şey oluştur, küçük evren (mikrocosm), evrendir (macrocosm). Birey halktır, ruh toplumdur, düşünce birlik bağıdır.
Fakat bildiğimiz birkaç bin yıllık tarihte insanoğlu ilk kez tam anlamıyla ve tam kapsamlı olarak haricen birleşmek istiyor. Yeryüzü neredeyse tümüyle keşfedildi, çok geçmeden neredeyse tamamı iskân edilecek ve buralara sahip olunacaktır. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, bildiğimiz insan dünyasında daha önce hiç var olmamış gibi bir yenilenmedir. İşte bu, bizi çok daha fazla etkilemesi gereken bu yeni şey, zamanımızın belirleyici özelliğidir. Tüm dünyada insanoğlu yaratılmak istemektedir ve bunu, eğer birleşmiş insanoğlunun başlangıcı, sonu olmayacaksa, insanoğlunun başına güçlü bir yenilenme geldiği o anda istemektedir. Önceden bu tür bir yenilenme genellikle geri kalandan ve kültürel karışımdan ortaya çıkan yeni halklar ile ya da göç alan yeni ülkelerle özdeşti. Halklar birbirine ne kadar çok benzerse ülkeler o denli yoğun iskâna tabi oluyordu ve dışarıdan veya içeriden bu tür bir yenilenme için umut da o kadar az oluyordu. Hâlihazırda kendi halklarımızdan ümit kesmek isteyenler ya da en azından zihinlerin radikal yenilenmesi için dış dürtünün ve canlı enerjinin dışarıdan, şifalı uykularından yeni uyanmış eski halklardan gelmesi gerektiğine inananlar, hala, Çin, Hindu ya da belki Rus halkları için umut inşa edebilir. Bazıları, çocuksu Kuzey Amerikan barbarlığı arkasında belki de hala saklı kalmış bir idealizmin ve fevkalade patlak verecek coşkun bir ruha ait fazla enerjinin olduğunu yine de ümit edebilir. Ancak 40 ya da 50 yaşlarında olan bizlerin bu romantik beklentiler yüzünden gene de hayal kırıklığı yaşayacağımız ve Çinlilerin Batıyı taklitte Japonya’yı takip edeceği, Hinduların salt çürüme kanallarına hızlıca geri kaymak, vs. için yükseleceği akla yatkındır. Asimilasyon çok hızlı ilerlemektedir. Medeniyet ve medeniyetle birlikte gerçek fiziki ve psikolojik çöküş yayılmaktadır.
Vaktiyle çürüyen rafine medeniyetten ve taze kandan yeni bir başlangıç çıktığı gibi, yeniden yükselişe geçeceğimize dair kesin, yanılmaz işaretler var mıdır? İnsanoğlunun, sonradan olacağı şey: ulusların sonu için geçici, kusurlu bir kelime olmadığı kesin midir? Şimdiden yoz, pervasız ve köksüz kadınlar ve onların erkek eşleri hafif meşrepliği yere göre sığdıramıyor ve aileyi, çeşitli, özgür ve sınırsız birliktelik hazzıyla, babalığı da annelik devlet sigortası ile ikame etmek istiyorlar. Ruh özgürlük ister ve onu içerir.
İhtiyacımız olan cesareti ve ivediliği elde etmek için kendimizi bu boşluğa bırakmalıyız. Bu sefer yenilenme bilinen herhangi bir zamana kıyasla daha güçlü ve farklı olmalıdır. Sadece kültür ve beraberinde yaşamın insani güzelliğini arıyor değiliz. Bir çare arıyoruz; kurtuluş arıyoruz. Yeryüzünde bugüne kadar var olmuş en büyük dışsal katman yaratılmalıdır ve bu katman, imtiyazlı tabakada – küresel insanoğlu – şimdiden hazırlanmaktadır. Yine de bu, harici bağlarla, anlaşmalarla ve hükümetsel yapı ya da korkunç buluş olan dünya devleti ile gelemeyecek, ancak en küçük grupların, yukarıdaki tüm toplulukların yeniden tesis edilmesi ve en bireysel bireyselcilik ile gelecektir. Şümullü bir toplum inşa edilmeli ve inşa küçük ölçekte başlamalıdır; tüm mıntıkalara uzanmalıyız ve bunu da ancak çok derin kazarsak yapabiliriz zira bundan böyle dışarıdan daha fazla yardım gelemez. Artık işgal edilmemiş hiçbir toprak yoğun kalabalık halkları yerleşmeleri için davet etmeyecektir; insanoğlunu tesis etmeliyiz ve bunu ancak insanilikte bulabiliriz. Bunun da sadece bireylerin gönüllü ilişkisinde ve doğal olarak birbirlerine yakınlaşan, aslında bağımsız insanlar topluluğundan yükselmesini sağlayabiliriz.
Ancak şimdi biz sosyalistler rahat bir şekilde nefes alıp kaçınılmaz zorluğu, görevimizi, varlığımızın bir parçası olarak kabul edebiliriz. Şimdi, fikrimizin bizim benimsediğimiz bir fikir değil de bizi seçim yapmaya – ya peşinen insanoğlunun gerçek yıkımını tecrübe etmeye ya da bu yıkımın çevremizde aşınan başlangıçlarını seyretmek veya kendi eylemimizle yükselişin ilk başlangıcını yapmaya – sevk eden çok güçlü bir dürtü olduğunu içten bir kesinlikle hissediyoruz.
Burada muhtemel bir gerçekliğin bir kuruntusu olarak tehdit etmesine izin verdiğimiz dünyanın sonu elbette ki neslin ani olarak tükenmesi değildir. İçinde karşı konulamaz türde bir kaide bulma eğilimi ve analojiye karşı uyarıda bulunuyoruz çünkü kimi çöküş dönemlerinin ardından gelen büyük dönemleri biliyoruz. Durumu gözümüzde canlandırdığımızda, hangi emsalsiz hızla ulusların ve sınıfların bu kapitalist medeniyette birbirine daha da benzer hale geldiğini; proleterlerin nasıl sıkıcı, uysal, kaba, dışsal ve artan ölçüde alkolik olduğunu; dinlerini kaybetmeleri ile her tür içsel hissi ve sorumluluğu nasıl kaybettiklerini; tüm bunların fiziki etkilerinin nasıl olduğunu; üst sınıfların siyaset, kapsamlı görüş ve belirleyici eylem açısından güçlerini nasıl kaybettiğini; sanatın züppelik, modaya uygun değersiz ve arkeolojik ve tarihsel taklit ile nasıl ikame edildiğini; nasıl eski din ve ahlak ile her sıkı standardın, her kutsal ittifakın, her karakterin sağlamlığının kaybedilmekte olduğunu, kadınların yüzeysel kösnüllük ve renkli, dekoratif şehvet girdabına nasıl çekilmekte olduğunu; doğal düşünülmemiş nüfus artışının tüm halk katmanlarında azalmaya nasıl başladığını ve bilim ve teknolojinin rehberliğinde çocuksuz seks ile ikame edildiğini; sorumsuzluğun, hâkim koşullar altında neşesiz iş yapmayı artık kaldıramayan proleterlerle vatandaşlar arasındaki tam da en iyi unsurları nasıl istila ettiğini görüyoruz. Eğer tüm bunların toplumun her katmanında nevroza ve histeriye dönüşmeye başladığını nasıl görüyorsak, o zaman kişi, iyileşme için, yeni kurumların yaratılması için kendisini toplayacak olan halkın nerede olduğunu sormalıdır. Vaktiyle çürüyen rafine medeniyetten ve taze kandan yeni bir başlangıç çıktığı gibi, yeniden yükselişe geçeceğimize dair kesin, yanılmaz işaretler var mıdır? İnsanoğlunun, sonradan olacağı şey: ulusların sonu için geçici, kusurlu bir kelime olmadığı kesin midir? Şimdiden yoz, pervasız ve köksüz kadınlar ve onların erkek eşleri hafif meşrepliği yere göre sığdıramıyor ve aileyi, çeşitli, özgür ve sınırsız birliktelik hazzıyla, babalığı da annelik devlet sigortası ile ikame etmek istiyorlar. Ruh özgürlük ister ve onu içerir. Ruhun böyle birliktelikleri aile, kooperatif, profesyonel grup, topluluk ve ulus olarak yarattığı yerde özgürlük vardır ve insanoğlu da burada vücut bulabilir. Fakat ruhun yerini almış tahakkümün, cebri kurumlarında ruh yerine şimdilerde neyin köpürmeye başladığını biliyor muyuz, bu ikameye katlanabileceğimizden emin olabilir miyiz? Ruhsuz özgürlük, kösnül özgürlük, sorumsuz haz özgürlüğü? Ya da tüm bunların kaçınılmaz sonucunun en dehşetli eziyetler ve yalnızlık, en dermansız zayıflık ve hissiz umursamazlık mı olacak? Acaba bir coşkun duygu ve yeniden doğuş anı ve büyük kültürel topluluklar federasyonu devrinin anını hiç yaşayacak mıyız? Şarkıların insanlarda yaşadığı, kulelerin birliği ve coşkuyu cennete taşıdığı ve ruhlarında halkın temerküz ettiği insanları yüceltmek suretiyle büyük işlerin halkın büyüklüğünü temsil etmek için yaratıldığı zamanlar hiç olacak mı?
Bilmiyoruz ve bu yüzden buna teşebbüs etmenin görevimiz olduğunu biliyoruz. Geleceğin sözde biliminden şu anda tamamen kurtulduk. Sadece hiçbir gelişme yasası olmadığını biliyor değiliz. Güçlü tehlikeyi, şimdiden çok geç kalmış olabileceğimizi, tüm teşebbüslerimizin ve eylemlerimizin belki de artık yardımcı olamayabileceğini dahi biliyoruz. Ve bu yüzden kendimizdeki, tüm bilgilerimizdeki son bağlarımızı da atıp kurtulduk, daha fazlasını biliyor değiliz. Tarif edilmemiş ve belirsiz bir şeyler önünde ilkel bir adam gibi duruyoruz. Önümüzde hiçbir şey yok ve her şey yalnızca kendi içimizde var: bizde gelecekteki insanoğlunun değil geçmişteki insanoğlunun realitesi ya da etkinliği var; dolayısıyla bu realite ya da etkinlik aslen içimizde var. Başarı bizim içimizdedir. Bizi yolumuza koyan aldatılamaz görevimiz içimizdedir. Yapılanın ne olması gerektiğinin imgesi içimizdedir. Süflilik ve sefaleti geride bırakma ihtiyacı içimizdedir. Adalet hiç şüphesiz ve amansız içimizdedir. Karşılıklı yanıt arayan ahlak ve herkesin çıkarını tanıyan akıl içimizdedir.
Burada yazıldığı gibi hissedenler, en büyük cesareti en büyük ihtiyaçtan doğanlar, her şeye rağmen yenilenmeye teşebbüs etmek isteyenler – şimdi onların toplanmasına izin verin; çağrılanlar onlardır; uluslara ne yapılması gerektiğini söylemeleri ve halkların işe nasıl başlayacaklarını göstermeleri için onlara izin verin.
Çev: Nesrin Aytekin
[1] İngiltere kralı 2. James yanlısı.

https://itaatsiz.org/?p=5532
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.06.25 17:25 griljedi (Tespit) Euron Greyjoy “Ateş mi Buz mu?”

Dikkat, 6. kitaptan SPOILER içerir.

Burada Euron’un tarafını tartışmak istiyorum. Aslında temel düşüncem Euron’un kendi tarafında olduğu, yani kişisel hırs ve çıkarları için güçlü olduğunu düşündüğü tarafla ittifak içine girdiği yönünde. Peki, bu hangi taraf? %100 şudur diye bir iddiam var diyemem ama benim görüşlerimde bir ağırlık değişimi oldu.
Şimdi bizim sosyopat karakterimiz Euron hakkında ciddi beklentilere sahibiz. Adamın çılgınlığı, gizemli oluşu ve nihai hedefini biliyor gibi görünsek de o hedefe ulaşmasını sağlayacak tertip ve niyetlerini bilmemek ister istemez bizde böyle etki yarattı.
Euron, kişiliğine baktığımızda kötü bir karakter olarak kabul ediliyor. Eh, acımasızlığı ve kardeş katili olması gibi şeylere bakınca hakkında iyi şeyler söyleyecek bir şeyler bulmak zor olduğu gerçek.
Kendisini bir çeşit ilah gibi görüp (veya dönüştürüp) Demir Taht’a oturarak hükmetmek istediğini söylediğini, biliyoruz. Muhtemelen de bu konuda gerçeği söyledi, zaten serinin ana teması “güç” ve “gücün yozlaştırıcı etkisi” idi, GRRM’in ifadesine göre.
Haliyle Euron’u iki taraf arasında doğruca “buz” tarafına gönderip, “Ötekiler” ile bir bağlantısı olduğuna inandık. Peki niye böyle yaptık? Cevabı çok basit; bunun temel sebebi hem bizim “algımız” hem de Melisandre karakterinin bu geleneksel algımızı kullanarak yaptığı “maniple” sonucu…
Geleneksel algımız nedir? Her hikayede bir iyi-kötü taraf vardır; karanlık lordlar ve ona karşı savaşan aydınlık lordlar var. Melisandre de sürekli olarak “ateş” tarafını ölüm ile savaşan, yaşamı temsil eden taraf olarak; “buz” tarafını da her şeyi öldürmeye niyetli olan, kötü-ölüm tarafı olarak lanse etti. Benerro ve Moqorro da az destek çıkmadı, denebilir. Sonuçta insanlar “ölümden” nefret eder ve ölüm de korkulacak bir şey olarak bizim için kötü bir şeydir.
Bu yüzden Euron’u ölüm saçan, kötü adamların yani “buz”’un tarafına salladık. Aksi de olamaz, diye düşünüp alternatif hiçbir düşünceyi aklımıza getirmedik. Ben dahil… Kaldı ki sizden daha farklı düşünüyor olmama rağmen bu, buz ve ateş meselesinde. Buz ve Ateşin Savaşı 1 2 bu başlığı hatırlar iseniz ASOIAF evreninde var olan bu buz-ateş savaşını iyi ve kötünün savaşı olarak görmek hata idi. Zira GRRM’in mantığına göre artık “karanlık lordlara” ihtiyaç yoktu; kötüler siyah ile iyiler beyaz ile temsil edilmesine gerek yoktu… Her karakter iyi-kötü şeyler yapabilir. Nasıl ki Stark-Lannister savaşında -okuyucu olarak- iki tarafın da yanında olanlar var ve kimse karşı tarafa gerçek anlamda kötü taraf diyemiyor ama günahsız da diyemiyor, aynı şey bunun için de geçerli.
Haliyle geçenlerde niye böyle yaptığımı sorguladım.
Şimdi Euron’un şurada söylediği sözlerin bazısına bakalım.
“…Yalnızca bir deniz canavarı Gölge’nin yanındaki Asshai’ye yelken açtı ve tasavvur bile edilemeyecek harikalar ile dehşetler gördüHepsini alalım derim! Batıdiyar’ ı alalım derim.”
Elbette bunu sorguluyorlar, nasıl olabilir ki bu? Daha Kuzey’i bile ellerinde tutamıyorlar iken.
“Aegon?” Victarion, kollarını zırhlı göğsünde birleştirdi. “Fatih’in bizimle ne ilgisi var?” “Savaşlar hakkında senin bildiğin kadar şey biliyorum Kargagöz,” dedi Asha. “Aegon Targaryen, Batıdiyar’ı ejderhalarla kazandı.” “Biz de öyle yapacağız,” diye söz verdi Euron Greyjoy. “Sesini duyduğunuz şu boruyu, bir zamanlar Valyria olan dumanlı yıkıntıların arasında buldum, benden başka hiçbir adam orada yürümeye cesaret edemedi. Borunun çağrısını duydunuz ve gücünü hissettiniz. Bu bir ejderha borusu, kasnakları kırmızı altından ve üstüne tılsımlar kazınmış Valyria çeliğinden yapıldı. Ejderha lordları, Kıyamet tarafından yok edilmeden önce bu çeşit borular üflerdi. Bu boruyla ejderhaları kendi irademe bağlayabilirim.” Asha yüksek sesle güldü. “Keçileri senin iradene bağlayacak bir boru daha faydalı olur Kargagöz. Artık ejderhalar yok.” “Yine yanılıyorsun kızım. Uç ejderha var ve ben onları nerede bulacağımı biliyorum. Bu malumatın değeri ahşap bir taçtır şüphesiz.”
Euron’un sözlerini doğru kabul eder isek Asshai’ye ve Valyria’ya gitmiş. Valyria kısmı bizi şüpheye düşürse de Asshai’ye gittiğine şüphe etmem zira ipini koparan gidebiliyor zaten. Ejderha Borusunu ve Valyria çeliği zırhı olduğunu biliyoruz.
Asshai ve Valyria’yı “ateş” tarafının şehirleri olarak görmek yanlış bir çıkarım değil hatta Asshai, R’hllor inancının ana merkezi olarak görüyorum, dinin çıktığı yer burası olsa gerek ki AA efsanesi de ilk buradan çıkıp Batı’ya doğru yayılmış. İlk ejderhaların Gölge Topraklardan ve Yeşim Denizin’den çıktığı efsanelerini de unutmaz ise bu bölgeler ateş, ejderha, aa, ejderha çeliği, ateş ve kan büyüsü gibi şeylerin ana merkezi olarak kabul edilebilir. Özetle Euron, ateş taraflarında geziniyor sürekli…
Euron, ateş gücünü elinde bulunduran Dany’nin ve onun ejderhalarının peşinde. O gücü ondan çalma niyeti olduğu aşikar. Asshai’ye gidip, Gölge Toprakları gezmiş ve burada AA meselesini, Ötekiler ve gelen savaş meselesini görüp, öğrendiğine şüphe yok gibi.
Sonra Dany ile olan evlenme isteği ve sebebine değiniyor.
“…Demir Taht şöyle dursun, o oğulların hiçbiri Deniztaşı Tahtı’nda oturmaya uygun değil. Hayır, tahta uygun bir vârisimin olması için başka bir kadına ihtiyacım var. Deniz canavarı, ejderhayla evlendiğinde bütün dünya korksun kardeşim.”
Burada taht olarak çevrilen şey ingilizce’de him olarak belirtilmiş. Muhtemelen öncesinde tahttan bahsettiği için doğrudan onu kast ettiği düşünüldü çeviri yapılırken ama it demesi gerekirdi him değil, yani bir şahsın kendinden bahsediyor. “Ona layık bir varis” Gerçi narsist olduğu için kendisini de kast ediyor, olabilir. Sonuçta kendinden başka şahıs gibi konuşan tipler de görmedik değil. (Bknz: Jaqen)
“So are the contents of my chamber pot. None is fit to sit the Seastone Chair, much less the Iron Throne. No, to make an heir that’s worthy of him , I need a different woman. When the kraken weds the dragon, brother, let all the world beware.”
Bu “him” konusunda bir hata yok ise ve doğruysa Euron’un kast ettiği, kendisinden büyük gördüğü bir şahıstan bahsediyor. Bu da akla kafadan R’hllor ve Kebir Öteki’yi getiriyor, değil mi?
Pekala, Kebir Öteki ise neden Dany? Dany ve ejderhaları ateş ve ateş, KÖ’nin düşmanıdır. Yani ona uygun bir varis için Dany yerine “buz” tarafından birini bulması icap eder. Lakin R’hllor’ın takipçisi ise bu durumda Dany uygun bir seçim olacaktır.
Elbette biz Euron’un Dany’yi istemesi konusunda doğru söylediğini farz ederek bu yorumu yapıyoruz. Ejderhasına talip ise Dany’ye sahip olmayı arzulaması olağan. Euron’un ayrıca Daario olduğu ile ilgili bir kuram da vardı, doğru ise olay biraz daha ilginçleşiyor.
Bana göre Euron’un oynaştığı tarafın ateş olmasındaki en önemli işaret 6. kitaptaki Aeron POV’u. Ünlü rüyadan alıntılara bakacağız.
Euron’un gülümseyen, saklı gözleriydi. Dünyaya şimdi kanlı gözünü gösteriyordu. Karanlık ve korkutucu. Baştan topuğa örtülüydü ve karanlık bir onikse benziyordu. Kararmış kafataslarından oluşan tepenin üstünde oturuyordu ve cüceler ayaklarının etrafında hoplayıp zıplarken arkasında bir orman yanıyordu. “Kanayan yıldız kıyamete delalet idi.” dedi Aeron’a. “Bunlar son günler, dünya parçalanıp yeniden yapıldığında, yeni bir tanrı mezarlar ve ceset çukurlarından doğacak.” Euron dudaklarına büyük bir boru yaklaştırıp üfledi ve ejderhalar, krakenler, sfenksler emrine girip önüne eğildi. “Diz çök kardeşim.” diye emretti Kargagöz. “Kralın benim. Tanrın benim. Bana tap ve seni rahibim olarak ayağa kaldırayım.” “Asla. Tanrısız bir adam Deniztaşı Tahtı’nda oturamaz.” “Neden o sert, kara kayayı isteyeyim ki? Kardeşim, tekrar bak ve nereye oturduğumu gör.” Buharsaçlı Aeron baktı. Kafatası tepesi gitmişti. Kargagöz’ün altındaki artık metaldi. Büyük, uzun bir tahttı. Kırılmış kılıçlar, ucu keskin demirler vardı ve hepsinin ucundan kan damlıyordu. Uzun mızrakların üstünde tanrıların cesetleri duruyordu. Bakire oradaydı ve Baba, Anne, Savaşçı, Yaşlı Bilge, Demirci, hatta Yabancı bile oradaydı. Pek çok tuhaf ve yabancı tanrıyla yan yana asılmışlardı, Büyük Çoban, Kara Keçi, Üç Başlı Trios ve Bakkalon’un Soluk Çocuğu, Işık Tanrısı, Naath’ın Kelebek Tanrısı ve daha niceleri. Ve ileride şişmiş ve yeşil yengeçler tarafından yiyip bitirilmiş Boğulmuş Tanrı, Kızıl Deniz Atı’yla beraber çürüyordu, hala saçlarından su damlıyordu. Sonra Kargagöz tekrar güldü ve Rahip Sükunet’in içinde çığlık atarak uyandı. … Rüyalar bu kez daha kötüydü. Dargemileri kaynayan, kan kırmızısı bir denizde başıboş ve yanarken gördü. Kardeşini yine Demir Taht’ta görüyordu, ama Euron artık insan değildi. Daha çok bir kalamara benziyordu, babası derinlerdeki kraken olan bir canavar gibiydi. Yüzünde burulmuş dokunaçlar vardı. Arkasında bir kadın silüeti görünüyordu, uzun ve korkutucuydu, elleri soluk alevle yanıyordu. Cüceler eğlenceleri için hoplayıp zıplıyorlardı, dişi ve erkek, cinsel bir şölene hapsedilmiş, birbirlerini ısırıp parçalaıyorlardı ve Euron’la eşi gülüyor, gülüyor ve gülüyorlardı.
Karanlık bir oniks bana siyah taşları anımsattı. Zamanında kendi kardeşini öldürüp, hakkını gasp eden Kan Taşı İmparatoru’nun taptığı… Euron da Balon’u öldürüp, yerine geçmişti. Deniztaşı Tahtı, yağlı siyah taştan yapılma ve özünde Euron, kendine tapan bir narsist. Diğer bir olay da POV sonunda Aeron’un gördüğü duman kadar siyah dediği Valyria zırhı olabilir.
“Kanayan yıldız kıyamete işaretti…” sözü manidar sözlerden biri çünkü bu, ejderhayı temsil eden bir alamet. Dany ve ejderhaları büyüyor, güçleniyor ve R’hllor tarafı da aynı şekilde. Savaş geliyor, dünyanın sonu geliyor, her şeyin sonu geliyor; bunlar son günler… Euron’un baskın gelecek gücün “ateş” yanı olacağına inanıyormuş gibi bir hali yok mu?
Yeni bir tanrının ceset vb. çukurdan çıkması, yükselmesi meselesi… Aslında mezar ve ceset elbette ki bir ölüm durumunu ifade ediyor. Savaş geliyor ve savaş sonunda dünya yeniden yapılanacak Euron’un ifadesiyle… Benerro’ya göre AA’nın yanında savaşan ve ölenler, yeniden dirilecekler ve yaşayacaklar. Mel’e göre buz tarafı her şeyi öldürmeye, yok etmeye geliyor. Euron, ölüp gitmeye razı olur mu? Yok olmuş, ölmüş bir dünyada kime nasıl hükmedeceksin? Bu kısımlar ateş tarafının iddiası üzerine yorumlanmıştır. Ateş tarafı ise “ölümsüzlük” vaat ediyor. Ölmeyen biri bir çeşit ilah olmaz mı? En azından kendini öyle görmez mi? Bilhassa Euron gibi bir sosyopat narsist? Bence görür. Ölüm, bu tipin işine gelmez. Yaşamak gelir, sonsuza kadar yaşamak…
Kraken ve Ejderhalar hatta Sfenksler geliyor ve diz çöküyor; önünde eğiliyor boru ile çağırıyor bunları. Kraken, Euron’un olduğu şey iken ejderha “ateş” tarafına ait… Onun derdi kraken-ejderha evliliği ve bundan doğacak bir varis ile hükmetmek… sfenks bana Aemon’un sözünü anımsattı… Hala gizemini koruyor, nedir bu sfenks? Sfenksler Valyria sfenks’i olarak seride öne çıkmıştır aslında. Yarı insan yarı başka bir şeydir…
Cüceler deyince hemen akla Çocuklar geliyor ve arkadaki yanan orman(ilahları sanki) bunu destekler gibi hava yaratıyor ve arkasından bütün ilahların yere çalındığını gösteren bir sahne geliyor. Yani yine ilk uzun gece’ye sebep veren tipin yaptığı gibi tüm ilahları alaşağı ediyor ve kendi seçtiği yeni bir ilaha (bu durumda bu kişi Euron’un kendisi) tapıyor. Yalnız cüce kısmını Ölümsüzler evinde gördüğümüz şeklinde yorumlamak daha sağlıklı olabilir. Orada 4 cüce vardı ve bir kadına tecavüz edip, orasını burasını çiğneyip yiyorlardı. Buradaki cüceler de hoplayıp zıplıyor Euron’un karşısında ve birbirlerini yiyor. Muhtemelen Westeros lordları, insanları olabilir. Birbirlerini yemek, cinsel şölen birbirleri ile olan savaşı simgelese gerek. Bu şu an olan bir şey aslında ve devam edecek olan bir şey.
Gemilerin yanıyor olması ve denizin kana bulanmış olması kan-ateş sözlerini anımsatıyor. Muhtemelen Euron’un sonraki hamlesini gösteren bir FS ama kan-ateş birleşimi ilgimi çekti. Euron’un yanındaki kadının soluk da olsa alevli ellere sahip olması dikkate değer.
Aslında İngilizcesinde geçen ifade tam olarak şu; Beside him stood a shadow in woman’s form, long and tall and terrible, her hands alive with pale white fire.
Bir kadın gölge görüntüsü ve ellerinde canlı (gölge olduğu için herhalde) soluk soluk- beyaz alev var.
Alev yerine soğuk buz, kar vb. bir şey olsa kadının uzun olmasından dolayı Ötekiler vs. aklıma gelirdi ki ilk okuduğumda “alevi” sorgulamadan aklıma Gece’nin Kraliçesi türü bir şey gelmişti, dedim ya en başta ben de onu Ötekilerle işbirliği içinde sanıyordum. Fakat ortada “alev” var, buz ve kuzey güçleri ateşten nefret eder. Ateş de yanlış anlamadıysam eğer “canlı”… Nasıl ki Ötekiler, buzun yaşayan hali ise sanki bu kadın da ateşin canlı hali gibi… Yahut işte bu sadece simge olduğu için görülen şeyleri doğrudan bu şekilde algılamak da yanlış, sonuçta Euron da kalamar yüzlü olacak değil. Bu yüzden ateş tarafından bir kadın, Euron’u destekleyecek yahut halihazırda destekliyor, denebilir. Kantaşı’nın da bir karısı vardı, onu destekleyen, kaplan kadın; pek bilgi sahibi değiliz kendisi hakkında o yüzden bir yorumda bulunmak zor… Euron’un ensest, eşcinsellik, yamyamlık ve elbette ki büyülere ilgi duyması da bana yine aynı adamı hatırlatıyor, onda da vardı bunlar. Bu yüzden Euron’un Kantaşı İmp. gibi bir şey olduğunu düşünmek garip kaçmaz herhalde, özellikler vs. benziyor.
Aslında tam da kuram oldu bu ya, hem Euron’un ittifak ettiği taraf hem de Kantaşı İmp. bağlantısı… Neyse bunlar birer fikir, yorum… Siz de fikir ve yorumlarınızı ihmal etmeyin efem. Aslen burada yayımlandı.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.06.11 19:43 yigitcevre Fare İlaçlama

Fare İlaçlama
Fareler yeryüzünde pek çok coğrafyada yaşam gösteren ve bulunduğu koşullara kolaylıkla uyum sağlayabilen canlılardır. Fareler dünya üzerinde incelendiğinde 3 farklı türde görünür. Bunlar; ev faresi, çatı faresi ve lağım faresi olarak 3 gruba kabaca ayrılabilir. Fareler memeli bir canlı türüdür ve sıcakkanlı hayvanlardır. Sıcakkanlı olmaları onların insanların yaşadığı ortamlarda yaşayabilecekleri anlamını taşımaktadır. Özellikle de evlerde rastlanan fareler oldukça can sıkıcı ve ürkütücü olabilmektedir. Fareye rastlanıldığında fare ilaçlama yaptırmak kaçınılmaz olmaktadır. Aksi halde ondan kurtulmanın yolu oldukça zorlayıcı olabilecektir.

Fare İlaçlama Hizmeti

Fareler yapıları itibariyle birbirleri ile yaşayan sosyal canlılardır. Yani bu durum tehlikeyi bir o kadar katlamaktadır. Birlikte yaşamaları dolayısıyla üremelerini de arttırır. Üstelik çok hızlı üremeleri ile de ünlü olan bu canlılar ile baş etmek zorlayıcı olabilmektedir. Tahıl, meyve, kök, böcek ve ot gibi farklı türlerde yiyeceklerle beslenebilirler. Fareleri dayanıklı ve yaşamlarını uzun süreli kılan bir diğer durumda kendi boylarının 5 katı kadar sıçrayabilmeleri ve her bir delikten kemiksi bir yapıya sahip oldukları için geçebilmeleridir.
Fareler hem görünüm hem de yaşadıkları ortam düşünüldüğünde oldukça can sıkıcı, korkutucu ve mide bulandırıcı olabiliyorlar. Bir fare yılda ortalar 5 ila 7 kez hamile kalabilir ve bu hamilelikten de ortalama 7 ila 9 yavruya sahip olabilir. Sayı bakımından oldukça fazla olan bu durum alanlarınızın istilaya uğraması için ise oldukça kısa bir süredir. Fareler ortalama olarak 11 ay kadar yaşarlar. bu durum ev fareleri için geçerlidir. Çatı fareleri ise 16 aya kadar yaşayabilir. Asıl can sıkıcı durum ise lağım farelerinin 4 yıla kadar yaşam faaliyeti sürdürebilmeleridir. Tüm bu kıstaslar göz önüne alındığında, farelerin insan sağlığına da oldukça zararlı birer canlılar olduğu düşünüldüğünde fare ilaçlama hizmeti kaçınılmaz olmaktadır.
Bir ilaçlama hizmeti almak için öncelikle o durumun oluşmasını beklemek çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Evler için bu durum söz konusu olmasa da farelerin oldukça fazla sevdiği restaurant ve cafe mutfakları düşünüldüğünde bu alanlarda fare ilaçlama hizmeti düzenli olarak yapılmalıdır. Fareler ilaçlama olan alandan uzak durarak hem mekanınızı hem de müşterilerinizi büyük bir tehlikeden korumuş olacaksınız.

Fare İlaçlama Nasıl Yapılır?

Fareler ile mücadelede amatör yöntemlerle ilaç, kapan ve benzeri yakalama araçları kullanılmaktadır. Bunları profesyonel ilaçlama firması değil bireyler kendi yöntemleri ile uygulamaktadır. Bu bir bakıma bir çözüm gibi görünse de aslında belirttiğimiz gibi fareler bir arada yaşayan ve pek çok yavrusu bulunan canlılardır. Yani gördüklerinizi öldürmek yeterli olmayacak esasında yuvayı ortadan kaldırmalısınız. Belediyeler sıvı ilaç uygulaması kullanmaktadır. Ancak bu da çok etkili bir etkili olmamaktadır. Kemirgen ilaçlama işleminde aslında pek çok yöntem bulunur ve farenin cinsine göre, ilaçlama yapılacak alana göre bu değişiklik göstermektedir.
Yiğit Çevre Mühendisliği firmamız ev, iş yeri, restaurant – cafe, depo, ofis ve benzeri yerler için 3 farklı türde ilaçlama hizmeti sunmaktadır. Bunlar şöyledir:
İstasyon ile fare mücadelesi Canlı yakalama istasyonu ile fare mücadelesi Yuva yemlemesi ile fare mücadelemesi
Bu üç tür de etkilidir. Hangi tekniğin uygulanacağı ise firmamız uzmanları tarafından belirlenip en etkili bir şekilde probleminiz çözümlenecektir. Konu hakkında detaylı bilgi almak ya da kemirgen ilaçlama ve fare ilaçlama hizmeti almak için aşağıdaki talep formunu doldurabilirsiniz.

https://preview.redd.it/vf9bdpptib451.png?width=1272&format=png&auto=webp&s=0249335a7c68f35eb4da23292ede1169891f1424
submitted by yigitcevre to u/yigitcevre [link] [comments]


2020.05.14 18:04 yazilimstore Neden Özel Web Bir Web Sitesine İhtiyacımız var ?

Çoğumuz günlük olarak internete göz atıyoruz. Bunu tavsiye almak, bilgi edinmek, insanlarla iletişim kurmak, sosyalleşmek, mal veya hizmet satın almak ya da satmak, eğlenmek ve benzeri şeyler için kullanıyoruz. Web'deki olanaklar sınırsız. En popüler web sitelerinin özel web tasarımına sahip olduğunu biliyor musunuz?
Ne zaman bir bilgi arasak, web sitelerini ziyaret ederiz. Bazı site örnekleri Google, Yahoo, Amazon, Wikipedia ve benzerleridir. Belirtilen web siteleri oldukça yaygındır ve hepsi farklı bir amaca hizmet eder. Bu web sitelerinin nasıl yapıldığını hiç merak ettiniz mi?

Web Geliştirme Nedir?

Bir web sitesi oluşturma ve web'de yayınlama işlemine Web Geliştirme denir. Teknolojiye yeni başlayan insanlar için, bir web sitesine sahip olma, yönetme fikri oldukça korkutucu olabilir. İşlem karmaşık olabilir; ancak, sizin için bir web sitesi oluşturabilen profesyoneller vardır. Web Geliştiricileri olarak bilinirler.
Web Tasarımı, Web Geliştirmenin bir bileşenidir.Web sitesinin bir bütün olarak tasarlanması anlamına gelir. Bir web sitesini ziyaret ettiğinizde, gördüğünüz içerik web tasarımının bir parçası olarak yapılır. Eşsiz bir marka izlenimi bırakacağı için özel bir web sitesinin yapılması son derece avantajlı olabilir.

Web D Türleri

Web tasarımı yapmanın iki yolu vardır: Özel Web Tasarımı ve Hazır Web sitesi. Çoğu insan hazır web site scriptleri'ni tercih eder çünkü fonlardan tasarruf etmek ve doğru web tasarımcılarını bulma zahmetini atlamak isterler. Bir hazır web sitesini kullanmak nispeten daha ucuzdur, ancak size özel bir web sitesine sahip olmanın çeşitli faydalarını sağlamaz.

Özel Web Tasarım Artıları

Kişiselleştirilmiş Web Sitesi

Bir web sitesi şablonu size kendi yaratıcılığınızı düzenlemek veya eklemek için çeşitli seçenekler sunmaz. Özel bir web tasarımı, yeteneklerinizi ekleyerek kendi kimliğinizi oluşturmanıza yardımcı olur. İster içerik ister grafik olsun, web sitenizi özelleştirerek ve rakiplerinizden anında öne çıkarak farklı görünebilirsiniz. Benzersiz bir tasarımınız varsa, size hızlı bir şekilde rekabet avantajı sağlayacaktır. Kişiselleştirilmiş web tasarımı ile işletmenizin ne olduğunu tam olarak tanımlayan bir web siteniz olabilir.

Arama Motoru Dostu

Özel bir web tasarımı tercih ettiğinizde, daha arama motoru dostu yapabilirsiniz . SEO, daha yüksek bir kitleye ulaşmak ve onları çekmek için oldukça etkilidir.

Pitoresk Yap

özel web tasarımı, birçok renk istediğiniz gibi oynayabilir. Daha geniş bir gölge aralığı arasından seçim yapabilir ve işletmeniz için en uygun temaları seçebilirsiniz . Grafikler takdirinize göre olabilir ve web sitesinin genel tasarımı ile yenilikçi olmayı seçebilirsiniz . Web geliştirme şirketleri genellikle bu hizmeti tek bir çatı altında sunmaktadır. Vizyonunuzu onlarla paylaşabilir ve rüya web sitenizi oluşturmalarına izin verebilirsiniz.

Fonları Kaydet

Özel web tasarımı aslında size çok para kazandırabilir. Sizin için olumlu sonuçlar üretecek tek seferlik bir yatırımdır. Küçük işletmeler genellikle özelleştirilmiş web tasarımı ile ilişkili maliyetleri dehşete düşürür. Web geliştirme şirketleri tarafından alınan ücret genellikle web sitesi şablonlarının maliyetinden ve web sitesinin bakımından daha azdır. Ayrıca, özelleştirilmiş bir web siteniz olduğunda karşılaşmayabileceğiniz hatalar veya sorunlar da olabilir. Web geliştirme uzmanları, web sitenizin profesyonel web tasarımı için önemli bir faktör olan ve birçok hazır web sitesi scripti kontrol listesinde vurgulanan düzgün çalışmasını sağlamak için en az hata ile yapılmasını sağlar .

Şirketinizin İhtiyaçlarına Uyarlanabilir

Bir web sitesi, şirketinizin ihtiyaçlarına ve hedeflerine uyacak şekilde özelleştirilebilir. Reklamlara tonlarca para harcamak yerine bir web sitesi üzerinden hedefler elde etmenin sayısız yolu vardır. Özel bir web tasarımı ile daha yüksek bir kitle çekebilir, yatırım getirisini artırabilir ve marka kimliği belirleyebilirsiniz .
Özel bir web tasarımı, kendi isteğinize göre tasarım özgürlüğü verir. Kolayca web sitenizi arama dostu yapabilirsiniz ve daha yüksek trafik çekmek ve dönüştürebilirsiniz. Aynı zamanda farklı bir kimlik belirlemenin ve rakiplerinizin önüne geçmenin harika bir yoludur.
submitted by yazilimstore to u/yazilimstore [link] [comments]